Üçüncüsü, insanlık içinde, Efendimiz’i hiç duymayan, çok ücra yerlerde bulunan kimseler, bir nevi fetret hayatı yaşamaları itibarıyla –Büyük bir müceddidin beyanına dayanarak ifade ediyorum– inşâallah onlar, fetret devri insanının tâbi olduğu muameleye tâbi olurlar.1 Çünkü onlar ötede diyebilirler ki: “Müslümanlar bize İslâm hakikatini getirmediler; yâ Rabbi, getirseler inanırdık!” ihtimal, Cenâb-ı Hak da onlara farklı muamelede bulunur.
* * *
Gönülden “Lâ ilâhe illallah” diyen, bunu iz’an eden, muktezasını kabullenen ve tasdik eden kimse mü’min demektir ve böyle bir kimse Allah’ı mâbud-u mutlak, maksud-u bi’l-istihkak olarak kabullenmiş demektir. Efendimiz böyle bir kimsenin Cennet’e gireceğini pek çok sahih hadisinde ifade buyurmuşlardır.
Bunun mânâsı şudur: Bir insan “Lâ ilâhe illallah” der, Allah’a karşı ahd ü peymânda bulunur ve bu mazmuna sadakat içinde ruhunu O’na teslim ederse, Allah böyle bir kişiye dilerse azap eder, dilerse onu Cennet’e koyar. Başka bir hadiste bu husus şöyle dile getirilmektedir: “Lâ ilâhe illallah” diyen ve bunun ışığında imandan, irfandan nasiptar olan kimseyi Allah, sonsuz rahmeti gereği ebedî Cehennem’de bırakmaz. Bazı bâtıl mezheplerden, bu türlü kimselerin ebediyen Cehennem’de kalacağına kâil olanlar da az değildir.
Dipnotlar
- 1 Bediüzzaman, Kastamonu Lâhikası s.83.
- 2 Buhârî, tevhîd 33; Müslim, îmân 153.