Bazen de şöyle bir durum olabilir. Bir insan hayatının sonuna kadar iyi yaşar, –hadisin ifadesiyle– mü’min olarak doğar, mü’min olarak yaşar, kâfir olarak ölür. Veya kâfir olarak doğar, mü’min olarak yaşar, kâfir olarak ölür.5 Bunlarda da yine mü’minin, iman ve mârifetinin, Cenâb-ı Hakk’a karşı kulluğunun, sebebiyet cihetiyle tesiri önemlidir. Evet, bir insan bazen günahlara girebilir, fakat onun içinde öyle bir vefa hissi vardır ki, bu his onu kurtarabilir. Nuayman’ı düşünün. O, ashabdan bir zattı. Müslüman olduktan sonra da uzun zaman zararlı meşrubatı bırakamamıştı ve yasak edildiği hâlde ara sıra içiyordu. Bu sebeple kendisine pek çok defa ceza verilmişti. Yine böyle bir had esnasında sahabinin biri ona sebbetme diyeceğimiz uygun olmayan sözler söylemişti. Bunu gören Allah Resûlü, kaşlarını çatarak rahatsızlığını izhar etmiş ve şöyle demişti: “Susun! O, Allah ve Resûlü’nü çok sever.”6
İhtimal Nuayman, bu haram meşrubatı içse de içindeki muhabbet-i ilâhî çok defa onu vicdan azabı içinde bırakıyordu. O, bu günahı işledikten
sonra kim bilir nasıl sızlayıp feryad u figan ediyordu. Kim bilir إِنَّ الْحَسَنَاتِ يُذْهِبْنَ السَّيِّاٰتِ7 fehvâsınca onun yerine ne güzel haseneler işliyor ve bu haseneler, onun seyyielerini alıp götürüyordu. Aslında hepimizin pek çok seyyiesi vardır. Ancak, çok defa bu seyyielerimizden dolayı Rabbimiz bizi muaheze etmiyor. Bizler, bununla O’nun rahmetinin enginliğini duyuyor ve O’na hamd ü senalarla yöneliyoruz. Bu itibarla her mü’min, diğer mü’min kardeşleri hakkında, “Kusur işleyip günaha girdi. Rabbim onu da Nuayman gibi affeder. Çünkü içinde iman ve muhabbet var.” duygu ve düşüncesi içinde olmalıdır.
Dipnotlar
- 5 Tirmizî, fiten 26; Ahmed İbn Hanbel, el-Müsned 3/19.
- 6 Buhârî, hudûd 4-5; Abdurrezzak, el-Musannef 7/381, 9/246.
- 7 Hûd sûresi, 11/114.