İçeriğe geç

İskandinavya memleketleri, iktisadî ve içtimaî meselelerini halletmiş ülkelerdir. Ancak bu mağmum dünyada o kadar çok intihar vak’aları yaşanmaktadır ki, İslâm âleminde en fakir olan yerlerde dahi bunun onda biri görülmemektedir. Evet, bugün pek çok ileri ülkede intiharlar, katiller, cinayetler doruk noktadadır. Amerika pek çok meselesini halletmiş dünyanın en zengin ülkesidir. İç buhranları itibarıyla o da sarsıntıdadır. Bütün sosyalist ve komünist sistemler ne huzursuzluğu giderebilmiş ne de huzuru getirip ikame edebilmişlerdir. Bazı bahtsız ülkelerde yüzlerce mesâvi yaşanmakta ve insanlar bunalımdan bunalıma sürüklenmektedir. Zira bu ülkeler, içtimaî huzuru getirecek esaslardan mahrum bulunmaktadırlar. İçtimaî huzuru temin edecek hususların en önemlisini âyet-i kerimeler bize şöyle anlatmaktadır: “Dikkat edin! Kalbler ancak Allah’a imanla (zikirle) oturaklaşır ve huzura erer.”1; “İnanıyorsanız (fakir dahi olsanız) üstünsünüz, mesutsunuz ve bahtiyarsınız.”2

Keşke bu kıvamı elde edebilseydik; keşke elde ettiklerimizi koruyabilseydik…

Diğer bir husus, işçi-işveren münasebetlerindeki aksaklıklardır. İşveren çıkarcı, bencil, hodbin, her şeyi kendi menfaatine göre plânlıyorsa, yukarıdan aşağıya doğru mütemadiyen zulüm, tahakküm, istismar ve istibdat; aşağıdan yukarıya doğru da hürmetsizlik, saygısızlık ve isyan duygusu yükselecektir. Tabiî bu arada orta sınıf eriyecek, sınıflar arasında açılma, daha sonraları da şiddetli vuruşma ve sürtüşmeler meydana gelecektir ki, bunun temelinde de yine mâneviyatsızlık, hakka saygısızlık, hak sahibine hakkını vermeme ve Allah huzurunda hesap vereceğine inanmama gibi hususlar söz konusudur. Bu hususlar düzeltildiği takdirde huzur ve emniyet de büyük ölçüde teessüs etmiş olacaktır.

2