İçeriğe geç

Cenâb-ı Hak (celle celâluhu) O’nun (sallallâhu aleyhi ve sellem) hislerini tercüme edip göndermesine ve insanları Peygamber’e karşı eziyet işlediklerini bildirip uyarmış ama O, yine de herkese karşı çok açık davranmıştı. Meseleler O’nun o herkese açık meclislerinde müzakere edile edile bir taraftan vuzûha ve inkişafa kavuşuyor, diğer taraftan da meknî istidatlar ve kabiliyetler ortaya çıkma imkânı buluyordu.

Bu meyanda şunu da ifade etmek gerekir ki, Efendimiz kimsenin sözünü kat’iyen ağzına basmıyor ve sesini kesmiyordu. Günümüzdeki siyasîler kendilerini seçen insanlara medyun oldukları/olmaları gerektiği hâlde, onların ağzından çıkan iki kelimeden ötürü “Bırakın da onu biz söyleyelim!” derler. Oysa ben, Allah Resûlü’nün hiç böyle dediğini hatırlamıyorum. Evet, fikirlerin açık görüşülmesinin yanında rencide olabilme ihtimaline de katlanmak gerekmektedir. Bu meseleyi kendimizle kıyaslarsak bu mevzuda ne kadar yaya olduğumuz görülecektir. Kim bilir bizler belki de nice kabiliyetli insanların duygu ve düşüncelerini ifade etmelerine fırsat vermeyip kendimize ne kayıplar yaşatıyor ve nice istidatların körelip gitmesine sebebiyet veriyoruz. Kim bilir yanımızda ne istidatlar körelip gitmiştir de inkişaf etme imkânı bulamamıştır.

5