Ashab-ı Ki̇ram’ın Fi̇ki̇rleri̇ni̇ Söyleme Serbesti̇si̇
Hz. Ebû Bekir, Hz. Ömer başta olmak üzere diğer güzide halifeler ve ashab efendilerimiz, İslâm’a ve Efendimiz’e olabildiğine teslimiyetlerinin yanında şahsî düşüncelerini ifade adına da oldukça rahat idiler ve belli bir terbiye içinde fikirlerini ve şahsî düşüncelerini serbestçe ifade edebiliyorlardı. Tabiî herhangi bir yanlış yaptıklarında da özür dilemesini çok iyi biliyorlardı.
Evet, ashab-ı kiram, fikirlerini söyleme serbestisine sahip olmaları yanında hemen her zaman takındıkları edep tavrını da hiç değiştirmemiş ve bu konuda hep saygılı bir üslûp takip etmişlerdir. Zira onların herhangi biriyle değil, bir nebi ile muhatap olmaları söz konusudur. Onların nebiyle konuşurken seslerini yükseltmemeleri gerektiğini bizzat Cenâb-ı Hak: لَا تَرْفَعُۤوا أَصْوَاتَكُمْ فَوْقَ صَوْتِ النَّبِيِّ “Peygamberin huzurunda sesinizi O’nun sesinden daha fazla yükseltmeyin.”1 âyetiyle bildirmiştir.
Halid b. Velid’e kadar ashab-ı kiramın hemen hepsi O’nun huzurunda kendi düşüncelerini çok rahatça ortaya koyabiliyorlardı. Hatta bu yıldız insanlardan her biri daha sonraları vazifeli olduğu bir makamı halefine devrederken, “Ben şunu şunu yaptım, şunu yapmayı da düşünüyorum…” diyorlardı.
Dipnotlar
- 1 Hucurât sûresi, 49/2.