İçeriğe geç

“Ziyarete gücü yeten herkese, Beytullah’ı ziyaret etmek, Allah’ın onun üzerindeki hakkıdır.”2 âyeti indiğinde, birisi: “Yâ Resûlallah! Her yıl mı hacca gideceğiz?” diye bir soru sormuştu. Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), haccın bir kere farz olduğunu Kur’ân’ın ifadelerinden anlamıştı. Ancak O, belki gücü yeten herkesin nafile de olsa hacca gitmesini, orada diğer mü’min kardeşleriyle beraber kaynaşmasını ve böylece bir vifak ve ittifak havasının oluşmasını istiyordu. Bu sebeple Allah Resûlü susmayı tercih etmişti. Ancak “Her yıl mı?” şeklinde ısrarla sorulan sorular karşısında sert bir üslûpla: “Hac, ömürde bir keredir.” buyurmuştu. Bu olay üzerine de şu âyet inmişti: “Ey iman edenler! Netice itibarıyla açıklandığı takdirde hoşunuza gitmeyecek şeyleri sormayın!”3

Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) kendisine sorulan bu soru karşısında ihtimal, hac, ömürde bir kere farz olmakla beraber, isteyen ve gücü yeten daha fazla da hac yapabilir şeklinde düşünüyordu. Israrlı sorular karşısında ise, “Eğer ben ‘Evet!’ deseydim her yıl hacca gitmeniz zorunlu olurdu ve siz, bunun altından kalkamazdınız.” buyurdular. Ardından, lüzumsuz soru sormanın mahzurlarına dikkat çeken şu sözler dudaklarından döküldü:

“Ben size bir şey demedikçe siz de beni bırakınız. Zira sizden öncekileri, suallerinin çokluğu ve peygamberleri karşısında ihtilafları helâk etmiştir. Öyle ise ben, sizi bir şeyden nehiy mi ettim (niçin ve neden diye sormaya kalkmadan) ondan kaçının. Bir şey emrettiğimde de onu elinizden geldiğince yapmaya çalışın (hâsılı, sizi zora koşan sorular sormayın).”

3