İçeriğe geç

Ashab-ı kiram arasında böyleleri de vardı. Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) bu tür kimseleri, “Şayet Allah adına yemin etse, Allah onun yeminini doğru çıkarır.” ifadeleriyle anlatmaktadır. O dönemde insanlar, başları sıkıştıkları zaman Allah Resûlü’nün anlattığı bu insanların etrafında toplanır ve onların dua etmelerini isterlerdi. Bu gönül insanlarından biri de Sa’d İbn Ebî Vakkas’tır. Hz. Sa’d, duasının makbuliyetiyle iştihar etmiş bir sahabidir.

Onunla alâkalı bir vak’a şöyledir: Sa’d İbn Ebî Vakkas ölümcül bir hastalığa yakalanmıştır. Ziyaretine giden Allah Resûlü, ona, “Sen, daha çok yaşayacaksın, çok kimseler senden fayda görecek ve bazı kimseler de zarar görecek!” buyurmuş.. mevsimi gelince Sa’d, İranlıların devletini yerle bir ederek bu ihbarın doğruluğunu ortaya koymuştur. Başta da işaret edildiği gibi Sa’d İbn Ebî Vakkas duası makbul rabbânîlerden biriydi.

Bununla alâkalı siyer kitaplarında şöyle bir şey rivayet edilir: Sa’d İbn Ebî Vakkas’ın da bulunduğu bir topluluk için adamın biri, Hz. Ali, Hz. Muaviye, Hz. Talha ve Hz. Zübeyr’e sövüp sayar ve onlar hakkında ağza alınmayacak pek çok şey söyler. Hz. Sa’d o adamı kenara çekerek ona şu nasihatte bulunur: “Sen ne dediğinin farkında değilsin. O zatlar, Allah indinde makbul kimselerdi. Bu şekilde ileri geri konuşarak onlar hakkında haksızlık ediyorsun.”

2