Bir sonraki âyet-i kerimede ise, فَإِذَا قُضِيَتِ الصَّلَاةُ فَانْتَشِرُوا فِي الْأَرْضِ وَابْتَغُوا مِنْ فَضْلِ اللّٰهِ وَاذْكُرُوا اللّٰهَ كَثِيرًا لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ “Namaz kılınınca artık yeryüzüne dağılın ve Allah’ın lütfundan isteyin. Allah’ı çok zikredin; umulur ki, kurtuluşa erersiniz.”299 buyrulmaktadır ki, bu lütfun ne olduğu hususunda İbn Abbas şu değerlendirmede bulunur: “Bu âyetle mü’minlere dünyalık peşinden koşmaları emredilmedi, Allah’ın lütfundan kasıt, hasta ziyaret etmek, cenazeye iştirak etmek ve Allah için din kardeşini ziyaret etmek gibi şeylerdir.”300 Fakat biz meseleyi biraz daha şümullü ele alacak olursak şöyle diyebiliriz: Namazı eda edin ve içiniz durulaşıp berraklaşsın, sonra mesuliyet duygusu altında yeryüzüne dağılın, Allah’ın dünyevî ve uhrevî lütuflarından istifade edin. Nurlu ve yümünlü bir hayat yaşayın ki, hayatınız düzene girsin. Böylece felaha erersiniz.
Sûrenin son âyetinde de, وَإِذَا رَأَوْا تِجَارَةً أَوْ لَهْوًا انْفَضُّوا إِلَيْهَا وَتَرَكُوكَ قَائِمًا قُلْ مَا عِنْدَ اللّٰهِ خَيْرٌ مِنَ اللَّهْوِ وَمِنَ التِّجَارَةِ وَاللّٰهُ خَيْرُ الرَّازِقِينَ “Onlar bir ticaret ve eğlence gördükleri zaman Seni oracıkta bırakarak kalkıp ona giderler. De ki: ‘Allah’ın nezdindekiler, eğlenceden ve ticaretten daha yararlıdır. Allah, rızık verenlerin en hayırlısıdır.’”301 buyrulmakta ve Efendimiz döneminde vuku bulan bir hâdiseye dikkat çekilmektedir: