İçeriğe geç

Evet eğer, Kur’ân’ın aydınlatıcı tayfları gözlerimize ziya çalmasaydı ve ondan gelen mesajlar dünyalarımızı aydınlatmasaydı kâinat bizim için bir matemhane-i umumî olarak kalıp giderdi ki, bütün varlıklar, o cansız cenaze görüntüleriyle bizlere sadece vahşet ve dehşet verirdi. Bu yüzden de hiçbir şeyin gerçek yüzünü göremez ve hiçbir şeyi tam anlayamazdık. Biz Kur’ân’ın aydınlatıcı ışıkları altında her şeyin mânâ ve hikmetini anladık ve varlığın en önemli enmûzeci olduğumuz şuuruna vardık. Başkalarının bilim adına anlayamadığı şeyleri biz, Kur’ân nuru ile anladık, hayret ve dehşetten kurtulduk. Kur’ân’ın ruhuna nüfuz sayesinde varlığı incelediğimizde öyle şeyler fark ettik ki, başkaları henüz onların isimlerini bile bilmiyor.. evet biz, karadeliklerin bağrında dahi, öbür âlemlere açılan aydınlık tünellerin var olduğunu sezdik ve O’nun nuruyla nereye bakarsak bakalım her yeri aydınlık görmeye başladık.

خَلَقَ الْإِنْسَانَۙ۝عَلَّمَهُ الْبَيَانَ fehvâsınca O Rahmân, aynı Rahmâniyetini bize şununla da gösteriyor: “O, sizi yarattı ve sonra sizi beyanla serfiraz kıldı.”9 Evet eğer dilsiz olsaydık, başka bir ifadeyle gürül gürül ve şakır şakır konuşan şu kâinatın diline tercüman olamasaydık, beyan-ı sübhaniyeyi anlayıp birbirimize ders veremeseydik, yani bu kâinat şaheserini gene O’nun kelâm sıfatından gelen beyanıyla aydınlığa kavuşmuş göremeseydik, ondaki ince nakış ve derin mânâlardan hiçbir şey anlayamayacaktık.

325