Bundan başka, arzın güneşin etrafında, güneşin de kehkeşan içinde belli bir yörüngede dönerek yoluna devam etmesiyle her zaman bize geniş iki maşrık ve iki mağrip sunmaları söz konusudur ki, bu iki ilâhî mekik doğrudan doğruya –diğerlerininki dolaylı yoldan olsa da– bize Cenâb-ı Hakk’ın hem kudretini hem de nimetini hatırlatmaktadır. Kudret, Cennet ve ebediyetin teminatı olması, nimet de ruhanî ve cismanî arzu ve emellerimize cevap vermesi bakımından şükretmeyi ve nankörlüğe düşmemeyi gerektirmesi açısından, tulû ve gurubların çağrıştırmasıyla gözlerimizi her açıp kapayışta kendi kendimize: “Şimdi Rabbinizin hangi eltâfını yalan sayacaksınız?”2 der, şükranla geriliriz.
اَللّٰهُ أَعْلَمُ بِالصَّوَابِ وَإِلَيْهِ الْمَرْجِعُ وَالْمَاٰبُ
Dipnotlar
- 2 Rahmân sûresi, 55/18.
319