İçeriğe geç

Öyleyse irşad ve tebliğ gibi ulvî bir vazifenin tabanını sağlam kurmalı ve onu iyi bir blokaj üzerine bina etmeliyiz. “Allahım beni nefsim hesabına konuşturma, kendimi anlatma adına gevezelik yaptırma!” diyerek ciddi bir nefis muhasebe ve murâkabesiyle, yüreğimiz tir tir titreyerek gideceğimiz yere gitmeliyiz. Bir kez daha ifade edeyim ki, o yolda dolmamız, şarj olmamız lazım ki, gittiğimiz yerde de irşad adına boşalıp hak ve hakikat adına deşarj olabilelim.

Seyahat esnasında dikkat etmemiz gereken önemli bir diğer husus da imkân elverdiği ölçüde arabaların içinde diyeceğimiz, edeceğimiz şeylerin müzakeresini yapmaktır. Meselâ gidilecek yerin kültür ortamı müzakere edilebilir. Çünkü gideceğimiz yerde muhatap olacağımız insanlar netice itibarıyla o kültür ortamının çocuklarıdır. “Acaba onlara neyi anlatmalı, nereden başlamalı, neyi, nasıl sunmalı?” vb. hususların müzakeresi yapılabilir. Böylece oraya hazırlıklı ve donanımlı gitmiş oluruz.

Sözün özü, yukarıda sayılan hususlara riayet edebildiğimiz ölçüde bir taraftan Rabbimizle sımsıkı irtibat hâlinde, O’nunla münasebetlerimizde donanımlı bir şekilde varacağımız yere varmış; diğer taraftan da şeytanın nüfuzuna açık olan bütün menfezleri kapatmış bir hâlde ulaşacağımız yere ulaşmış oluruz. Öyle ki hayalimize bile gelebilecek laubalilik ve mâlâyaniyata karşı kat’î kararlı ve ciddi durarak yabancı şeylerin zihnimize girmesine meydan vermez, “Beyhude yorulma kapılar sürmelidir.” der ve sürgü üstüne sürgü süreriz. Böyle yaparız/böyle yapılması gerekir; çünkü garazdan ve nefsanîlikten uzak kalma bu yolun mütemmim unsurlarındandır.

107