Daha önceki kitaplar için karaladığımız önsözlerde de belirttiğimiz ama bir kere daha hatırlatma lüzumunu duyduğumuz bir mesele de şudur: Sohbetleri yazı üslûbuna taşırken, yeni nesillerin daha kolay anlamasını sağlamak için bazı kelimeleri bugün kullanılan sözcüklerle açmamız ya da değiştirmemiz icap etti. Kur’ân âyetlerinin, hadis-i şeriflerin, Osmanlıca, Arapça ve Farsça metinlerin sadece meallerini verip geçmemiz gerekti. Oysa, asılları o mübarek dudaklardan dökülürken ne kadar müessir ve ne denli inşirah vericiydi. Tabiî, sohbetleri yazıya geçirirken ve neşrederken, “algıda seçicilik” âdetine misal olabilecek şekilde, sadece anlayabildiğimiz ve en önemli gördüğümüz konulara yer verdik. Dolayısıyla, şayet bu çalışma, ilim ve irfan bakımından engin ve ufuklu insanların ellerinden çıksaydı, mutlaka o konuşmalarda daha pek çok hususa değinildiği ve satır aralarına nice nüktelerin sığdırıldığı görülecekti. Eğer, işinin uzmanı bir fıkıhçı, bir hadisçi, bir kelâmcı ya da bir tefsirci kendi sahası zaviyesinden Aziz Hocamız’ı dinleseydi, o zaman belki hiçbir cümle dışarıda kalmayacaktı ve Allah’ın inayetiyle, her biri diğerinden güzel birkaç kitapla birden tanışma imkânımız olacaktı. Bu itibarla, bu kitapta okuyacağınız her güzel ve isabetli beyan Muhterem Hocamız’dan dinleyip kaydettiğimiz ifadeler olsa da, kusurlar, bizim nâkıs idrâkimize; hatalar, kavrama ve ifadedeki eksikliğimize aittir.
Bu vesileyle, Aziz Hocamız’ın düşünce dünyamızı ve gönül âlemimizi hep aydınlatmasını Cenâb-ı Allah’tan dileniyor, Zât-ı Âlî’lerine sağlık, sıhhat ve afiyet diliyor; dua, takdir, tenkit ve teklifleriyle bize destek olan dostlarımıza ve Ölümsüzlük İksiri’ni on binlerce okuyucu ile buluşturan Yayınevine sonsuz teşekkürlerimizi sunuyoruz.