İçeriğe geç

Ne var ki, o çirkinliklerini caminin harîmine taşıyamazlar; o harîmin bir uzantısı olan cenaze alanına sokamazlar. Orası bir yönüyle bir ilâhî hazîre sayılır; orada sadece Allah’ın emirleri çerçevesinde, Resûl-i Ekrem tarafından ortaya konan sünnet çizgisinde yapılması gerekli olan şeyler yapılır. Evet, oraya başka şey sokulamaz; cami harîmine ve cenaze alanına dinde olmayan, başka bir şeyi sokan kimse “başka” bir insandır. Peygamber Efendimiz’in vaz’ettiği çerçeve içinde hareketlerini belirlemeyenler din açısından mü’minlerden değildir; onlar kopuk kimselerdir. Efendimiz’den kopmuşlardır onlar, dinin özünden kopmuşlardır. Cenazeye iştirak etmek, hele şehit cenazesine katılmak, musallada el pençe divan durmak, namaz kılmak ve dua etmek insana çok büyük sevap kazandırır; kulu Allah’ın teveccühüne mazhar kılar. Böyle önemli bir sevap kaynağından istifade etmeyi bir kenara bırakıp, gelip bir köşede sinsice fırsat kollayan ve sürekli bağırıp çağırarak masum insanların huzurunu kaçıran kimselerin ne dinde yeri vardır ne de onların hareketlerini milliyetperverlik mülâhazasıyla telif etmek mümkündür.

30