Hâsılı, Hazreti Ömer efendimiz gibi “Allah bizi İslâm dini ile aziz kılmıştır; bundan başka bir şeyde izzet aramamız beyhudedir.” diyebilmemiz ve Hakk’a intisabın kazandırdığı şerefi gönlümüzde duyabilmemiz, bütün komplekslerden kurtularak “iç doygunluk” dediğimiz kalb itminanını yakalamamıza bağlıdır. Zira, Yaratıcı’ya yönelen, gerçek kıblesine dönen ve arzulara kulluk, kuvvete kulluk, şehvete kulluk, şöhrete kulluk gibi çeşit çeşit kulluklardan kurtularak sadece Hakk’a kul olmak suretiyle en büyük pâyeye ulaşan bir insan iç doygunluğa ermiş bir insandır. O, Hazreti Mevlâna edasıyla, “Kul oldum, kul oldum, kul oldum… Her köle, hürriyete erince mesut ve bahtiyar olur. Ben Sana kulluğumla saadet ve sevinci buldum.”1 diyen ve kulluğuyla beraber bir çeşit sultanlığa eren bahtiyardır.
Dipnotlar
- 1 Mevlâna, Mesnevî 5/227.