İçeriğe geç

Evet, bu önemli vazifeyi yüklenenler ve peygamberlik mesleğinde yürüyenler, ihsân-i ilâhî olarak omuzlarına konan mukaddes bir yükün taşıyıcıları olduklarını çok iyi bilmelidirler. Nasıl bir eczacının ya da bir doktorun kendine göre bir kıyafeti oluyorsa, nasıl bir ameliyatta insanlar değişik kılık kıyafete giriyorlarsa, bu önemli vazifenin tebliğcilerinin de kendilerine göre tavır ve davranışları olmalıdır. Onların, çok samimi, çok sadık, çok vefalı ve vazifelerinde ısrarlı olmaları gerekir.

Nefsinizi Allah’tan Satın Almaya Bakın!..

Cenâb-ı Hak, en büyük vazife olan tebliğ hususunda, وَأَنْذِرْ عَشِيرَتَكَ الْأَقْرَبِينَ“Önce en yakın akrabalarını uyar.”1 buyurarak, Allah Resûlü’nün önce akrabalarından başlamasını emretmiştir. Bu âyet indirildiğinde Peygamber Efendimiz ailesinin bütün fertlerini, akraba ve yakın komşularını Ebû Kubeys tepesinde toplamış ve “Ey Abdulmuttalip oğulları! Ey Fihr oğulları! Ey Lüeyy oğulları! Ben şimdi şu dağın öbür yamacında düşman süvarilerinin bulunduğunu ve size saldırmak üzere olduklarını söylesem bana inanır mısınız?” diye sormuştu. Onlar, “Evet inanırız.” deyince Efendimiz sözlerine şöyle devam etmişti: “Ben şiddetli bir azaptan önce size gönderilmiş bir uyarıcıyım.”2 Bunun üzerine, Ebû Leheb öfkeden yerinde duramaz hâle gelmiş, –hâşâ ve kellâ– “Ağzın kurusun. Sırf bunun için mi bizi buraya çağırdın?” demişti. “Ebû Leheb’in iki eli kurusun. Kurudu da.”3 mealindeki âyet-i kerimeyi ihtiva eden “Tebbet” (Mesed) sûresinin indirilmesiyle de teselli olan Efendimiz, Ebû Leheb gibi kimselerin mâni olmaya çalışmalarına rağmen Allah’ın emrini yerine getirmiş, her fırsatta aile ve akrabasına da tebliğ ve irşatta bulunmuştu. Bir defasında, kavim ve kabilesine seslenerek şöyle buyurmuştu:

“Ey Kâ’b b. Mürre oğulları! Nefsinizi Allah’tan satın almaya bakın; zira ben, ahirette sizin adınıza bir şey yapamam!

250