Kâinat kitabını okuma mevzuunda da merak çok önemli bir unsurdur. Hazreti Pîr’in ifadesiyle merak, ilmin hocasıdır.172 Buradaki ilimden maksat, günümüzde kullanılan şekliyle dar anlamdaki bilim değil; zâhiri bilgi, bâtını mârifet, daha ötesi muhabbet ve onun da ötesi aşk u iştiyak olan ilimdir. Dolayısıyla Cenâb-ı Hakk’ın Nebiyy-i Ekrem’e (sallallâhu aleyhi ve sellem) hitaben buyurduğu: وَقُلْ رَبِّ زِدْنِي عِلْمًا“Yâ Rabbi! Benim ilmimi artır, de!”173 ifadesinde geçen ilim, mücerret olarak mahiyet-i eşyayı bilme değil, irfana dönüşen, vicdan kültürüne uzanan, muhabbetullahı netice veren, aşk u şevk derinliğine ulaşan bir kavramdır. İşte merakın ilmin hocası olmasını bu mânâda anlamak gerekir.
Vâkıa, bir kısım ehl-i dünyanın da kâinat kitabını okumada belli ölçüde merakı vardır. Onların bu merakını bir yönüyle takdirle karşılamak gerekir. Fakat onlar, meseleye sadece tabiat kuralları çerçevesi içinde, naturalist ve materyalist mülâhazalarla baktıklarından metafizik mülâhazalara açılma imkânı bulamıyorlar. Belki bu insanların içinde ruh ve mânâya açık duran insanlar da vardır. Hatta onların bir kısmı kendilerini parapsikolojinin enginliklerine salmışlardır. Mesela Batı’da materyalizmin gemi azıya alıp gittiği dönemde bile ruh ve cin çağırmanın oldukça yaygın olduğu görülür. Meşhur Victor Hugo bile bu meseleye ciddî düşkünlük gösterir. Zannediyorum Sefiller’i inceden inceye tetkik ettiğinizde satır aralarında bu tür temayülleri sezebilirsiniz. Sadece Victor Hugo değil, materyalist düşünceye sahip daha pek çok insan bu tür faaliyetlerle teselli olmaya çalışmıştır. Ne var ki fünun-u müspete ile meşgul olan bu insanlar, pek çoğu itibarıyla ya rehbersizlikten veya bağlı bulundukları din telakkileri bu mevzuda yeterli olmadığından bir yere kadar gitmiş, orada takılıp kalmış ve daha ötesine geçememişlerdir.