İçeriğe geç

Ayrıca, bu mevzuda hiçbir zaman ümitsizliğe kapılmamak gerekir. Zira beşer tarihi göz önünde bulundurulduğunda görülecektir ki, insanların sırtından geçinen zümreler ilelebet aynı konumu muhafaza edememiş, hak ve hakikat yolcularının güzel temsilleri neticesinde gün gelmiş ya gittikleri yolun yanlışlığını anlayıp o yoldan geri dönmüş veya hak ve adalete teslim olmak zorunda kalmışlardır. Meselâ, Devr-i Risalet-penahi’ye bakıldığında, bu tür bir değişim ve dönüşümü müşâhede edebilirsiniz. Bildiğiniz gibi, İki Cihan Serveri’ne (sallallâhu aleyhi ve sellem) inanan ilk insanlar arasında Bilal-i Habeşî, Zeyd İbn Hârise, Ammar İbn Yasir gibi toplum tarafından küçük görülüp tahkir edilen insanlar vardı. Ayrıca Kûfe Mektebi’nin müessisi diyebileceğimiz, İbrahim en-Nehaî, Esved İbn Yezid, Alkame İbn Kays gibi tâbiînin önde gelen imamlarına rehberlik yapan Abdullah İbn Mesud Hazretleri, İslâmiyet’i tanıdığı esnada çobanlık yaparak geçimini temin ediyordu.2 İlk iman edenlerden birisi olan Hazreti Ali3 de fakirlerden fakir bir insandı.4 Cafer İbn Ebî Talib’in (radıyallahu anh) durumu da Hazreti Ali’den farklı değildi. Görüldüğü üzere Allah Resûlü’ne ilk olarak iman eden o saff-ı evvel içinde, fakr u zaruret içinde bulunan, ezilip hor görülen bir hayli insan vardı.

242