Kuvve-i gadabiyenin tefritinin komplikasyonları olduğu gibi, ifratının da kendine göre değişik komplikasyonları vardır. Birdenbire öfkesine kapılma, akl-ı selimi, dinin emir ve yasaklarını göz ardı ederek hissiyatla hareket etme de gadabın ifrat hâlidir. Meselâ, günümüzde canlı bombalarla masum insanların üzerine gitme gazap duygusundaki ifratın bir sonucudur. Hâlbuki dinimizde zulüm ve haksızlıklara karşı koymanın, onlarla mücadele etmenin belli kural ve kanunları vardır. Fakat bakıyorsunuz bir şahıs kalkıp çok rahat kendi kendine ilân-ı harp edebiliyor. Tabiî, ondan sonra öyle bir vahşet irtikâp ediliyor ki, bu tablo karşısında içimize kan damlıyor, İslâm’ın dırahşan çehresi karartılıyor. İşte acı acı müşahede ettiğimiz bu komplikasyonlar kuvve-i gadabiyenin ifratı neticesinde ortaya çıkmıştır. Bu acı tablo karşısında bize düşen de dinimizin gerçek hüviyetiyle tanınıp bilinmesi için bütün ceht ve gayretimizi ortaya koymak olmalıdır. Evet, insanlığa yeniden doğruyu anlatma, “İslâm bu değildir!” deme ve canlı bombalarla kendini ve masum insanları katletme gibi bir anlayışın bu dinde yerinin olmadığını ifade etme, bir mü’min olarak boynumuzun borcudur.