İçeriğe geç

Söz bu noktaya gelmişken, daha önce değişik vesilelerle ifade ettiğim, saatçi ve şair arkadaşımın bir sözünü müsaadenizle tekrar edeceğim: “İsyan deryasına yelken açmışam. Kenara çıkmaya koymuyor beni.” Evet, insan bazen öyle bir akıntıya kapılır ki, yaptıklarına nadim olup artık o durumdan kurtulmak istese de, bir daha geriye dönemeyebilir. En iyisi mi insan ne gücüne, ne kuvvetine ne de iradesine güvenmelidir. O, daha baştan böyle bir akıntıya kapılmamaya bakmalıdır. Hafizanallah, bir kısım saik, sebep ve faktörlerle böyle bir akıntıya kapılmışsa, o durumda da, “Ben insiyaklarıyla hareket eden bir hayvan değilim.” demeli, iradesinin hakkını verip hemen geriye dönmesini bilmelidir.

Ne var ki, günümüzde böyle bir hassasiyetin bulunduğunu söyleyebilmek oldukça zor. Mevcut durum, daha çok merhum Âkif’in şu sözlerini insana hatırlatıyor:

“ Haya sıyrılmış, inmiş: Öyle yüzsüzlük ki her yerde…
Ne çirkin yüzler örtermiş meğer bir incecik perde!
Vefa yok, ahde hürmet hiç, emanet lafz-ı bî-medlûl;
Yalan râic, hıyânet mültezem her yerde, hak meçhûl.
Beyinler ürperir, yâ Rab, ne korkunç inkılâb olmuş:
Ne din kalmış, ne iman, din harap, iman türap olmuş!
Mefahir kaynasın gitsin de, vicdanlar kesilsin lâl…
Bu izmihlâl-i ahlâkî yürürken, durmaz istiklâl!”
151