İşte sahabe efendilerimiz mütemâdiyen sabah akşam bu duayı okuyor ve bu duayı okuyan insanın da felç olmayacağına yürekten inanıyorlardı. Koruyup kollayacak Allah olduğu için, bu noktada esbapperest olmamak gerekir. Son birkaç asırdan beri, fünun-u müspete dediğimiz pozitif ilimler, insanlığın lehine bir kısım faydalar sağlamakla beraber, maalesef beşeriyete her şeyi maddede arama ve her şeyi bir sebebe irca etme gibi bir anlayışı dayattığından, bizi de aklı gözüne inmiş insanların tavrına sürükledi, böyle bir gayyaya itti. Bunun neticesinde bizler de sebepler üstü bir kısım ilâhî inayet ve riayeti göremez hâle geldik. Esbap dairesinde siz, felç gibi bir hastalığı tansiyona, fazla tuz kaçırmaya bağlayabilir, genetik olduğunu söyleyerek anne babadan geldiğini iddia edebilir veya damarlardaki yağlanmadan ileri geldiğini söylemek suretiyle değişik esbaba dayandırabilirsiniz. Ancak unutmamak lâzım ki, Allah Müsebbibü’l-Esbab’dır. O, sebeplerle planlanan, ortaya konulan her şeyi, dilediği şekilde mutlak kudret ve iradesiyle değiştirir, bütün düzenleri bozar ve orada Kendi hükmünü gösterir. Evet, O murat buyurursa, Kendi inayet-i fevkalâdesi ve riayet-i fevkalâdesiyle sizi görür, gözetir ve sizin öyle bir hastalığa yakalanmanıza meydan vermez. Belki materyalist, pozitivist ve natüralist bakış açısına sahip olanlar, anlatılan bu hususlara karşı burun bükebilir ve meseleye kenarından, köşesinden bakabilirler. Fakat bir mü’min Cenâb-ı Hakk’ın sonsuz kudret ve iradesine aksine ihtimal vermeyecek şekilde kat’î bir şekilde inanır ve inanmalıdır.