Gerçi günümüzde hâlâ bu konularda müstakim duygu düşünceyi elde edip edemediğimiz sorgulanabilir. Acaba ayrımcılık kokan fikirlerden bütünüyle kurtulabildik mi? Acaba meseleleri –cı’ya, –cu’ya bağlamadan götürebiliyor muyuz? Belli bir dönemde iman ve Kur’ân hizmetlerine sahip çıkan insanlar çok az ve zayıf olduğu için, onlara bir avans verme maksadıyla bir kısım nispet ve aidiyetlerden bahsedilmiş ve bunlara da bir kıymet atfedilmiş olabilir. Fakat bunlar iman esasları gibi aslî mevzular değildir. Bir insan ben “falancıyım”, “filancıyım” demese ne dinden çıkar ne de Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) halkasından ayrılır. Hatta arkasından yürüdüğü zattan da kopmuş olmaz. Belki bu konularda da ciddi hatalarımız oldu. Oysa ki daha engince düşünülebilir, sinelerimizi herkese açabilirdik. Sertlikleri bir kenara bırakarak daha merhametli ve şefkatli olabilirdik. Gönüllerimizi herkese açık tutabilir ve her yere bir maya çalabilirdik. Bazısı tutmasa da bazısı da tutardı.
120 Bakara sûresi, 2/275.
121 Rûm sûresi, 30/39.
122 Nâs sûresi, 114/161.
123 Âl-i İmrân sûresi, 3/130.
124 Ahmed İbn Hanbel, el-Müsned 3/492, 4/63, 4/341, 5/371, 376.