İçeriğe geç

Kur’ân-ı Kerim onların bu durumunu şöyle anlatır: وَيَصْنَعُ الْفُلْكَ وَكُلَّمَا مَرَّ عَلَيْهِ مَلَاٌ مِنْ قَوْمِه۪ سَخِرُوا مِنْهُۜ قَالَ اِنْ تَسْخَرُوا مِنَّا فَاِنَّا نَسْخَرُ مِنْـكُمْ كَمَا تَسْخَرُونَۜ ۝ فَسَوْفَ تَعْلَمُونَۙ مَنْ يَاْت۪يهِ عَذَابٌ يُخْز۪يهِ وَيَحِلُّ عَلَيْهِ عَذَابٌ مُق۪يمٌ“Nuh gemiyi yapıyor, halkından ileri gelenler ise her ne zaman yanından geçseler onunla alay ediyorlardı. Nuh, ‘Siz’ dedi, ‘şimdi bizimle alay ediyorsanız, elbet bizim de sizinle alay edeceğimiz bir gün gelir. Artık rüsvay edecek azabın kime gelip çatacağını, ayrıca ahiretteki daimi azabın da kimin üzerine ineceğini yakında görüp öğrenirsiniz.”55

Azabın yaklaştığı anlarda kavminin hâlâ küfür, ilhat, inat ve temerrütlerini devam ettirmeleri ve her fırsatta alay etmeyi sürdürmeleri karşısında bile Hazreti Nuh, tavrını hiç değiştirmemiştir. Gemiyi bitirince de iman edenleri çağırarak onları gemiye veya donanmasına almış ve Allah’ın takdirini beklemeye koyulmuştur. O, gökten bardaktan boşanırcasına yağmurlar yağmaya, yerden sular kaynamaya başladığı anlarda bile kavmi aleyhine “Hani bir şey olmaz diyordunuz. Alın ağzınızın payını!” şeklinde tek bir söz söylememiştir. Hatta sular yükselmeye başladığı hengâmda, iman etmeyen oğluna söylediği, يَا بُـنَـىَّ ارْكَبْۭۗ مَعَنَا وَلَا تَـكُنْ مَعَ الْكَافِر۪ينَ“Evladım, gel sen de bizimle beraber gemiye bin de kâfirlerle beraber kalma!”56 şeklindeki sözlerine bakacak olursak kavl-i leyyin, hâl-i leyyin ve tavr-ı leyyin duruşunu hiç değiştirmediğini görürüz.

Sabretmek ve Affetmek Fazilettir

133