Üsluba Kurban Edilen Hakikatler
Soru: Sohbetlerde sık sık “usûlün, üsluba kurban edilmemesi” üzerinde duruluyor. Bu konuyu biraz açar mısınız?
Cevap: Temel, esas mânâlarına gelen “asıl” kelimesinin çoğulu olan “usûl” sözcüğü, fıkıh, kelâm, tasavvuf ve hadis gibi İslâmî ilimlerde, kullanıldığı ilim dalına göre farklı ıstılahî anlamlar kazanmıştır. Fakat genel mânâsı itibarıyla o, inanç esasları, dinin muhkem hükümleri, İslâm’ın ana ilkeleri gibi anlamlarda kullanılmaktadır. Yukarıdaki ifadede geçen usûlden biz, meselenin çerçevesini daha da genişleterek İslâm’ın hem inanç esaslarını hem de yapılmasını veya terk edilmesini talep ettiği bütün hükümlerini kastediyoruz.
Üslup ise sahip olduğumuz değerleri insanlara sunarken takip edeceğimiz söz, hâl, tavır ve davranış biçimleridir. Dolayısıyla o, özellikle iman ve Kur’ân hizmetine gönül vermiş adanmışların bütün faaliyet ve gayretlerinde mutlaka dikkat etmeleri ve sadık kalmaları gerekli olan çok önemli bir esas ve disiplindir.
Mesela “Lâ ilâhe illâllah Muhammedu’r-resûlüllah” hakikati mü’minler açısından bağlı kalınması gereken ve asla taviz verilemeyecek çok önemli bir asıldır. Zira o, İslâm’ın birinci rüknünü teşkil eder. Acaba biz, kalbimize yerleştirmemiz ve tabiatımızın bir yanı hâline getirmemiz gereken bu hakikati başkalarına nasıl arz etmeliyiz? İşte burada üslup devreye girer. Eğer bu konuda doğru bir üslup kullanamazsak maksadımızın aksiyle tokat yiyebiliriz. Maksadımız insanlara Allah’ı ve Resûlüllah’ı (sallallâhu aleyhi ve sellem) tanıtma ve sevdirme olsa da neticede onları Allah’a ve Resûlüllah’a düşman yapabiliriz. Yapayım derken çok tahriplere yol açabiliriz. Dolayısıyla bizim üslupta yapacağımız bir hata usûldeki çok önemli bir disiplini yerle bir eder.