İçeriğe geç

Acaba biz isme çok mu takıldık? Kendimizi geri plâna çekemedik mi? Kehf sûresinde yer alan, اِنَّهُمْ اِنْ يَـظْهَرُوا عَلَيْكُمْ يَـرْجُمُوكُمْ اَوْ يُع۪يدُوكُمْ ف۪ى مِلَّتِهِمْ وَلَنْ تُفْلِحُٓوا اِذاً اَبَداً“Şüphesiz ki onlar size muttali olurlarsa ya sizi taşlarlar veya dinlerine döndürürler. Bu takdirde asla kurtulamazsınız (İtibarınızla oynar, yolunuzu keser, size yaşama hakkı vermezler).”9 âyetinin işaret ettiği noktaya dikkat etmedik de düşmanları tahrik edecek ve dostları da hasede sevk edecek şekilde çok mu göz önünde bulunduk? Akla gelebilecek bu tür hususlar üzerinde mutlaka durulmalı, bunlarla yüzleşmeli ve bunların hesabı yapılmalıdır.

Hâsılı, Allah yolunda hizmet ediliyor ve ruh abidemiz ikame edilmeye çalışılıyorsa buna mâni olabilecek her şeyden uzak durulması icap eder. Aidiyet mülâhazasıyla meselelere yaklaşıldığında hizmet bundan zarar görecekse, bu konuda bize düşen mü’mince düşünce şu olmalıdır: Değil aidiyet mülâhazası, eğer hizmetlerin yürümesine bizim canlarımız, cânanlarımız, mallarımız engel teşkil ediyorsa Allah bunların hepsini alsın ama hizmetler durmasın. Bugüne kadar fakirin düşüncesi hep bu yönde olmuştur. Rabbime ellerimi açıp hep şöyle tazarruda bulundum: “Allah’ım, eğer kenarından köşesinden bir şekilde benim mevcudiyetimden ötürü hizmete taarruz ve hücumlar yapılıyorsa, ben tezkeremi vermeye hazırım.”

29