İçeriğe geç

Şah-ı Kirmânî: “İnsan, haramlara karşı gözünü kapar, şehevânî duygulardan elini-eteğini çeker; iç dünyasını murâkabe ile, dış âlemini de Sünnet-i Seniyye’nin ihyasıyla onarır ve her zaman helâl dairesinde kalabilirse, böyle biri firasetinde asla yanılmaz.” hatırlatmasını yapar.

Bunların hemen hepsi de, îmân sayesinde inkişaf eden firasetlerdir.. ve bunlarda yanılma payı da oldukça azdır. Gördüren O ve gören gözler de O’ndansa, niye yanılsınlar ki..!

Allah Resûlü’nün, şahısları çok iyi tanıyıp, herkesi yerli yerinde istihdamında, Rabbinin O’na bu tür ihsanı söz konusu olduğu gibi, Hz. Ebû Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali’nin kerametvârî pek çok tespit, teşhis ve takdirlerinde de aynı ikram-ı ilâhî bahis mevzuudur.. ve o hususlarla alâkalı firasetleri ifade etmek için kocaman mücelletler ister.

Ayrıca, aklın ve ruhun hikmet-i vücuduyla alâkalı ve bazı kimselerin ileride yapacakları iyiliklerden ötürü, avans nev’inden onların mazhar oldukları ve olacakları firasetler de vardır ki, bunlara, sebeplerinden evvel “Müsebbibü’l-Esbâb”ın hususî iltifatı nazarıyla bakılabilir.

Şimdi İbn Mesud’un beyanı içinde bunlardan örnek olarak bir kaçını zikredelim:

1. Mısır Azizi ki, Hz. Yusuf için:

أَكْرِم۪ي مَثْوٰيهُ عَسٰۤى أَنْ يَنْفَعَنَۤا أَوْ نَتَّخِذَهُ وَلَدًا

“Ona güzel bak ve hoş tut; ümit edilir ki, bize faydası dokunur veya evlat ediniriz.”5 demişti..

2. Şuayb’ın (aleyhisselâm) kızı ki, Hz. Musa hakkında:

يَۤا أَبَتِ اسْتَأْجِرْهُ۬ إِنَّ خَيْرَ مَنِ اسْتَأْجَرْتَ الْقَوِيُّ الْأَم۪ينُ

“Babacığım, bunu işçi olarak tut, zira senin çalıştıracağın en iyi adam, böyle kuvvetli ve güvenli biri olmalıdır.”6 tespitinde bulunmuştu.

3. Firavun’un zevcesi ki, Hz. Musa’yı ırmakta bulunca:

قُرَّتُ عَيْنٍ ل۪ي وَلَكَۘ لَا تَقْتُلُوهُ۠ عَسٰۤى أَنْ يَنْفَعَنَۤا أَوْ نَتَّخِذَهُ وَلَدًا
26