Firaset, ister yukarıdaki tarif ve izahlar çerçevesinde kalbin, Hazreti Allâmü’l-Guyûb’un ilim ve füyûzâtına açılması ve bu mazhariyete erenlerin, görüş, düşünce, karar ve hükümlerinde isabet kaydetmeleri şeklindeki yorumu ile; ister, bilgi birikimi, tecrübe, mümarese, sezi enginliği ve karakter bilgilerini değerlendirerek elde edilen neticeleriyle olsun, o tamamen bir mevhibe-i ilâhiyedir.. ve bu ilâhî mevhibeden en çok hissemend olanlar da, hiç şüphesiz –derecelerine göre– evliyâ, asfiyâ ve enbiyâdır. Bunlar arasında ufuk firaset ise, heykel-i akl-ı evvel Hazreti Seyyidü’l-Enbiyâ’dır ki; Allah: إِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِلْمُتَوَسِّم۪ينَ“Keskin nazar firaset erbabı için elbette bunda ibretler vardır.”3 beyanıyla, umum basîret, his ve idrak insanlarına işaret buyurmasına mukabil,
“Dileseydik onları sana (oldukları gibi) gösteriverirdik de simalarından hepsini tanır ve hepsini konuşma üslûplarından anlardın.”4 ferman-ı samedânisiyle o zirveler zirvesi firaset insanının açık farkına imada bulunmaktadır…
Firaset, imandaki iç derinlik, yakîndeki enginlik ölçüsünde daha bir kuvvetli ve keskin hâl alır. Hatta bazı hususî mazhariyetler sayesinde o, insan basîretinde Hak nazarının aynı tecellîsi olarak zuhur eder ki; firaset etrafındaki müşâhede ve söylenen sözler bunun çokça meydana geldiğini ve anlatılanların da mübalağa ve mücazefe olmadığını gösterir.
Ebû Saidi’l-Harrâz: “Firaset ziyasıyla temâşâ eden, Hak nazarıyla bakmış sayılır.” der.
Vâsıtî: “Firaset kalbte şimşek gibi çakıp, mukayyet bütün gayb âlemlerini aydınlatan ve insanoğlunu, topyekün varlığı, olduğu gibi görüp değerlendirme seviyesine yükselten ledünnî bir şuâdır.” tespitinde bulunur.
Dârânî: “Firaset, nefsin derinliklerinin keşfi ve gaybın ayân, pinhânın da nihân olmasıdır.” yorumuyla yaklaşır konuya.
Dipnotlar
- 3 Hicr sûresi, 15/75.
- 4 Muhammed sûresi, 47/30.