ret eden insanların ne dediğiyle gereğinden fazla meşgul olursak dünya kadar zaman israfına girmiş oluruz. Oysaki yapacak çok işimiz var, israf edecek bir saniyemiz bile yok. Hal böyleyken vaktimizi şurada burada zayi etmek, yeme içmedeki israftan çok daha büyük günahtır. Dinimiz, imanımız, irfanımız, aşk u iştiyakımız adına bize bir şey ifade etmeyen mâlâyaniyat karşısında saatlerimiz eriyip gitmemeli. Allah’ın bize bahşettiği nöronlarımızın her birini pozitif şeylerde çalıştırmalı, gaye-i hayalimiz istikametinde kullanmalıyız.Tekrar başa dönecek olursak, bizim asıl meselemiz bellidir: Allah’ı tanıma, sevme, sonra da O’nu bütün âleme tanıtma ve sevdirme. Farklı bir tabirle, insanların ufkunu, gözünü açma, onların kalbleriyle Allah arasındaki engelleri bertaraf ederek gönüllerin Allah’la buluşmasını sağlamadır. Dünyada bundan daha önemli bir iş yoktur. Bir insanın bizim elimizle hidayete kavuşması, gözünün hakka ve hakikate açılması ve kalbinin Allah’a imanla çarpması bizim için üzerine güneşin doğup battığı her şeyden daha değerlidir. Bir gönlü fethetmek İstanbul’un fethinden daha büyüktür. İşimizin, hedefimizin bu olduğuna inanıyorsak bütün zihnî melekelerimizi bu istikamette kullanmalıyız. Bunun yanında tâli (ikinci planda) kalacak meselelerle meşgul olmamalı, vaktimizi bunlara harcamamalıyız. Zira büyük işler varken küçük şeylerle meşgul olmak, küçük insanların işidir.Uğruna baş koyduğumuz davanın, zaman ve emek harcadığımız işlerin rıza-i ilahiye muvafık ve insanlık adına yararlı olduğunu düşünüyorsak, sağdan soldan gelen toslamalar karşısında yol ve yön değiştirmeden yerimizde sabit kadem kalabilmeliyiz. Yaptığınız işlerin Allah’ın rızasına uygun olup olmadığına dair en küçük bir tereddüdünüz varsa kafa kafaya verin, ortak akla müracaat edin ve yürüdüğünüz yolu bir kere daha gözden geçirin. İşin içinde bir hata olup olmadığını kontrol edin. Ortaya koyduğunuz projelerin, açtığınız müesseselerin, icra ettiğiniz aktivitelerin, dinin muhkematına uygun olup olmadığını, insanlığın