İçeriğe geç

yeniden ihyâ eder. Bizim asıl vazifemiz de bu olmalıdır. Hiçbir şey bizi yürüdüğümüz bu yoldan alıkoymamalıdır.Zalimlerin muvakkat tasallutları (geçici baskıları) ve zulümleri karşısında paniğe kapılmaya gerek yoktur. Hangi devirde zalimler uzun boylu payidar olmuştur ki bugün bize musallat olanlar payidar olsunlar. Allah’ın inayetiyle onlar da bir gün hazana maruz yapraklar gibi savrulup gidecekler. Allah’a dayanıyor, güveniyor ve O’na karşı ahd ü peymanınızı her an yeniliyorsanız yenilmezsiniz. Kimse sizin sırtınızı yere getiremez.Falanın filanın yapıp ettiği şeylere ve söylediği sözlere takılır, düşünme kabiliyetimizi ve enerjimizi bunlara harcarsak yeni bir ihya adına alternatif yollar oluşturamaz, yol alamayız. Kim ne yaparsa yapsın, biz kendi işimize bakmalıyız. Mâlâyani şeylerle meşgul olup zamanımızı israf etmemeliyiz. Cenab-ı Hakk’ın bize bahşettiği imkânları rantabl kullanmaya çalışmalıyız. Yaşananlardan ders alarak, hayır adına samimi duygularla ortaya konan farklı düşünceleri yerinde değerlendirerek, ceht, gayret ve aktivitelerimizi ikiye, üçe katlamalıyız. Biri on, onu yüz, yüzü bin yapmanın yollarını aramalıyız. Bizim için bir insanın gönlüne girebilmek, ruhumuzun ilhamlarını onun gönlüne boşaltabilmek dünyadaki en değerli iştir.İnsanlığın İftihar Tablosu (sallallâhu aleyhi ve sellem), “Gariplere müjdeler olsun!” dedikten sonra onların özelliklerini şöyle ifade ediyor: “Onlar ki elin âlemin fesat çıkardığı, bozgunculuk yaptığı bir dönemde bütün bozulmaları tamir ve ıslah eden kimselerdir.”139 Evet onlar, kalbleri, ruhları, duygu ve düşünceleri ıslah eder, düzeltirler. Bu işi yaparken de kimin ne dediğine aldırış etmezler. Birisi tükürük atmış, diğeri diş göstermiş, öbürü ısırmış; takılmazlar bunlara. Bilakis bunları yürüdükleri yolun hususiyetlerinden sayarlar. Biz karşılaştığımız olumsuzluklar karşısında frene basar, duraklar, hız kesersek uğruna baş koyduğumuz mefkûremizi gerçekleştiremeyiz. Saldıran, iftira atan, haka-

215