Fıtrat kanunları çiğnenirse, bunların neticelerine de katlanmak gerekir! Bu hep böyle olmuştur, akl-ı selim sahibi kimselerin başka şey beklemeleri de düşünülemez. Bu yüzden, bunları vicdanına sığdıramayan sahabe tekrar hayretle sorar:
– Bu da olacak mı yâ Resûlallah? Yani iyilikler menedilip, kötülükler emredilecek mi?
– “Daha şiddetlisi bile olacak!”
– Bundan daha şiddetlisi de nedir, Ey Allah’ın Resûlü?
– “Münkerât karşısında susup ve bizzat onu teşvik ettiğiniz gün vay hâlinize!”
Yani, çoluk-çocuğunuzu akıntıya saldığınız, onları başıboş bıraktığınız, hatta onlara hâlinizle, dilinizle, davranışlarınızla kötülüğü emrettiğiniz zaman.. daha da kötüsü neslinize Allah’ı unutturduğunuz ve Peygamber’i gönüllerden sildiğiniz gün hâliniz içler acısı demektir.
Artık sahabede hayret ve şaşkınlık son haddine varmış, dizlerde derman kalmamış, göğüsler daralıp nefesler tıkanmaya başlamıştı ki, dermansız, bitkin ve titrek bir sesle:
– Bu da mı olacak yâ Resûlallah?
– “Evet. Hatta ondan da şiddetlisi olacaktır!”
Ve tam bu esnada Allah Resûlü, Allah’a kasem ederek O’ndan şu sözü nakletti: “Celâlime yemin olsun ki bu duruma gelmiş bir cemiyetin içine çağlayanlar gibi fitneleri salıvereceğim…”6
İşte Allah Resûlü, bu önemli mükellefiyetin idrak edilmediği takdirde, bunun istikbalde ümmete nelere mâl olacağını, mucizâne bir şekilde dile getiriyordu ki, aslında biz de böyle bir mükellefiyet altında bulunmaktayız. Kalbimizin en hassas yerinde, üç asırdır devam edegelen bir vebalin ağrı ve sızısı var. Şüphesiz bu ağrı ve sızılarımızı dindirecek olan tek çare de, nebilere ait bu vazifenin hep birlikte ümmetçe idrak edilmesi ve yapılmasıdır.
Dipnotlar
- 6 Ebû Ya’lâ, el-Müsned 11/304; et-Taberânî, el-Mu’cemü’l-evsat 9/129