Birincisi; dinin yavaş yavaş ihmal edilişi. İkincisi; bazı dinlerde görüldüğü üzere, ruhbanlık sınıfı gibi sınıflar teşkil ederek, dinî hizmetlerin resmileştirilip belli bir zümrenin inhisarına bırakılması ve dinî hizmetlerin de o teşkilatın tekeline teslim edilmesidir. Bu durum da en az birinci sebep kadar bizler için tehlikelidir. Bir kere din, inhisar altına alınamaz. O hiçbir zaman belli bir sınıfın malı hâline getirilemez. Zira din, bütün müntesiplerinin, hepsinin dinidir. Her ferdin Cenâb-ı Hak’la bir merbutiyeti vardır. Fertlerin Cenâb-ı Hak’la olan bu hususî irtibatını ortadan kaldırmak nasıl mümkün olmazsa, onların ferdî olarak dine sahip çıkmalarına da mâni olunamaz. Ruhbanlık teşkilatı gibi teşkilatlar icat ederek dinî hizmetleri tekelleştirmek, affı mümkün olmayan bir yanlışlık ve bir gaflettir. Bu gafletten kurtuluncaya kadar da, içinde bulunduğumuz yürekler acısı durumdan kurtulmamız mümkün değildir. Her fert dinine sahip çıkmalıdır ki, beklenen ferec ve kurtuluş içimize yol bulup girebilsin. Aksi davranışlar, hep zuhuru muhakkak ve mukadder olan dinin kendi gücünü ortaya koymasına mânidir.