İçeriğe geç

Nihayet boşama hâdisesi oldu; fakat Efendimiz Zeyd’i vazgeçirmeye ve evliliğin devam ettirilmesine çalışıyordu. Tam o esnada, Cibril (aleyhisselâm) geldi ve semavî fermanla, Zeyneb’in Peygamber Efendimiz’le izdivaç etmesi emrini getirdi.1 Efendimiz’in maruz kaldığı imtihan oldukça ağırdı; zira, o güne kadar, kimsenin cesaret edemediği bir şey yapılıyor ve yerleşmiş, kök salmış âdetlere karşı, ilan-ı harp ediliyordu. Bu çok çetin bir mücadeleydi. Ancak Allah emrettiği için yapılabilirdi. Ve işte Efendimiz, derin bir kulluk şuuruyla, nezih şahsiyetine karşı çok ağır gelen bu işi yaptı. Hz. Âişe’nin dediği gibi, muhalfarz, Peygamberimiz’in, vahy-i münzelden bir şeyi ketmetmesi caiz olsaydı Zeyneb’le izdivacını emreden âyetleri ketmederdi.2 Evet, bu Zât-ı Risaletpenâhî’ye o kadar ağır gelmişti…

İlâhî hikmet ise bu temiz ve yüce varlığı, Peygamber hanesine sokmak, ilim ve irfan yönüyle hazırlamak, irşat ve tebliğle vazifeli kılmak istiyordu. Nihayet öyle de oldu. Ve daha sonraki nezih hayatı boyunca, Peygamber zevceliğinin iktiza ettiği inceliklere riayet etti.

Ayrıca, cahiliye devrinde, evlâtlıklara evlât deniyor ve onların eşleri de aynen evlâdın eşi gibi kabul ediliyordu. Cahiliyeye ait bu âdet, kaldırılmak murat buyrulunca, yine tatbikata Efendimiz’le başlanıldı. Herhangi bir kimseye “evlâdım” demekle evlâdınız olamayacağı gibi, “evlâdım” dediğinizin zevcesi de gelininiz olamaz.3

Zeyneb’le izdivaç hususunda söylenecek daha çok şey olmakla beraber, sual-cevap mevzuunun istiab haddini aşacağı için, şimdilik tek başına tahlil edileceği ana havale ediyor ve kısa kesiyorum.

86