10. Diyelim ki, her durumda söz ve davranışlarınızı ayarladınız; iradenizin gücünü göstererek hareket biçiminizi tayin etmeye muvaffak oldunuz. Fakat çok defa insan hem âni hem de isabetli düşünmeye, karar vermeye imkân bulamadan karar verme mecburiyetinde kalır. Meselâ, bir muharebe sahasında hemen karar verme durumunda kaldığınızda oturup uzun boylu düşünmeye kalkmanız, büyük bir mağlubiyete ve felâkete sebebiyet verebilir. Sonra, çok defa âni verilen kararların, neticesi düşünülmeden sarfedilen sözlerin ve hesaplanmadan atılan adımların, insanı içinden çıkılmaz durumlara soktuğu çok vâkidir. Öyleyse, konuşurken, bir iş plânlarken, gelecekteki hâdiseleri, vukuu muhtemel aksülamelleri ve karşılaşılabilecek güçlükleri hesaba katma mecburiyeti vardır.
Şimdi düşünün; vereceğiniz kararlar, atacağınız adımlar ve söyleyeceğiniz sözler yalnızca birkaç gün, hatta bir kaç ay, bir kaç yıl ya da bir kaç asır ötesini değil, kıyamete kadar gelecek bütün zamanları ilgilendiriyorsa, o zaman ne yaparsınız?
Evet, her sözü, her davranışı ve her adımı asırlar boyu her devrin, her anlayışın ve her seviyenin insanı tarafından hüsnü kabul görmüş, tatbike çok çok müsait ve en elverişli bulunmuş; karşılaşılan her türlü müşkil ve zorluklara çare olmuş.. ve zaman geçtikçe solup gitmesi bir yana, daha da tazelenip yenilenmiş, güçlenip çağın üstüne çıkmış bu insan peygamber değil de ya nedir..?