bir dünyaya dönüştürür. Mümin, kâinata mehd-i uhuvvet (kardeşlik beşiği) nazarıyla bakar. Dolayısıyla herkesi belli ölçüde kardeşi gibi görür. Hazreti Ali Efendimiz’in ifadesiyle, insanlar içinde Müslüman olanları dinde, Müslüman olmayanları ise insanlıkta kardeş olarak değerlendirir. Elbette ki müminin mümine bakışı çok daha farklıdır. Zira mümin, müminle aynı duygu ve aynı düşünceyi paylaşmakta, berzah âleminde ve mahşerde bir araya geleceğine, hesabının aynı yerde görüleceğine, sıratı beraber geçeceğine inanmaktadır. Böyle bir inanca sahip insan, çevresiyle münasebet ve irtibatını sadece geçici bir menfaate veya karşısındakinden çıkar elde etmeye dayandırmayacak, bilakis muhataplarıyla ötelerde de devam edecek bir irtibat ve münasebet kurmaya çalışacaktır. Cenab-ı Hakk’ın uhrevi yörüngeli böyle bir irtibata ve münasebete dair farklı bir bakışı varsa bu, insanı Allah’a yaklaştıracak ve onu hem burada hem de ötede muvaffak kılacaktır ki bu da imanın ayrı bir vaadidir. Allah Resûlü’nün (sallallahu aleyhi ve
sellem), ِ“ َيَُدُ اِهللِ َمََعَ اْلَْجَمَاَعَِةAllah’ın eli cemaatle beraberdir.”46kutlu beyanına bir de bu açıdan bakabilirsiniz. Yani Allah (celle celâluhu) cemaat hâlinde hareket eden insanları bu dünyada kötülüklerden muhafaza buyurup, işlerinde onlara muvaffakiyetler ihsan ettiği gibi öte tarafta da onları hep beraber değişik nimetlere mazhar kılacaktır.
Yukarıda da ifade ettiğim gibi birlikte hareket etmenin dünyaya ait neticelerinin yanında öbür tarafa akseden meyveleri de
vardır. Allah Teâlâ’nın, ُ“ َيْوْ َمَ ُتَُبََّدَُلُ اَأْل� َْرُْضُ َغَْيَْرَ اَأْل� َْرِْضِ َوَ الَّسَ َمََوَ اتGün gelir, yer başka bir yere, gökler de başka göklere çevrilir.47” kavl-i keriminden de anlaşılacağı üzere öbür tarafta her şey zerreden kürelere kadar değişime uğrayacaktır. Dolayısıyla insanların duygu ve düşünceleri de farklı bir mahiyet kazanacak,
Dipnotlar
- Tirmizî, fiten 7; İbn Hibbân, es-Sahîh 10/438.
- İbrahim Sûresi, 14/48.