tür eğlenceler de insanı korktuklarından emin kılmaz. İnsanı bütün bu endişelerden kurtaracak ve onu sahil-i selamete çıkaracak bir şey varsa o da insan için emniyetli bir sefine (gemi), emin bir rehber ve güçlü bir ümit kaynağı olan imandır.Bir insan ne kadar günahkâr olursa olsun, imanı varsa akıbetiyle ilgili ümidi de olacaktır. Çünkü imanın mahiyetinde bu hakikat vardır. Nitekim Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat akidesine göre insan ne kadar günah işlemiş olursa olsun kalbinde zerre kadar imanı varsa ebedî cehennemle cezalandırılmayacaktır.45 Zira insanda iman gibi bir güzellik varsa, günahlar onda asli değil, arızî demektir; onların çıkış noktası iman değildir. Bilakis, günahlar insanın iman adına gereken yerde duramamasından kaynaklanır. Diğer bir ifadeyle onlar, iman adına bırakılan boşluklardan insanın içine giren virüslerdir. Küfre gelince, günah ve isyanlar küfrün mahiyetinden fışkırmaktadır. Dolayısıyla onlar küfürde aslidir. Evet, bir kez daha belirtecek olursak, Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat’in icma ile (ortaklaşa) kabul ettiği akideye göre zerre kadar imanı olan bile cennete girecektir. Yani Allah düşürmesin, bir insan zina etse, hırsızlık yapsa veya daha başka bir günah işlese bile imanı varsa netice itibarıyla ebedî mutluluk yurduna kavuşacaktır. Günahlarına tevbe eder, Cenab-ı Hak da onun tevbesini kabul buyurursa o kişi günahlarının cezasını görmeden de cennete girebilir. İşte bütün bunlar imanın insana vadettiği, yeri başka bir şeyle doldurulamayacak güzelliklerdendir. O hâlde iman, insan için çok güçlü bir ümit kaynağıdır. İnsan, bu sonsuz güç kaynağıyla her zaman kendi dar dünyasından sıyrılıp ebedî hayatın güzelliklerine yelken açabilir.
Samimi Kardeşlik ve Ötelere Uzanan İlişkiler
İman, mümini çevresine ve hatta bütün bir varlığa karşı bir emniyet insanı hâline getirir. Onun daracık dünyasını, evrensel
Dipnotlar
- Bkz. et-Teftâzânî, Şerhu’l-Makâsıd2/229-231.