böylece onların tehdidi karşısında duyduğu sıkıntı ve ızdıraptan sıyrılma imkânı bulur. İnsan, berzah ve kabir karanlığından mı endişe ediyor? İman orada bir nurdur. Sırattan mı endişe duyuyor? İman kendisini oradan geçirecek bir Burak’tır. Akıbetinden mi endişe ediyor? İman, onu cennete ulaştıran en emin yol, cehennemden koruyan en sağlam sığınaktır. Evet, iman, insanın çıktığı bu uzun yolculukta, âdeta yolun sağında ve solunda durup ona emniyet ve güven vadeden bir rehber ve mürşittir.
Ölüm Gerçeği ve Devekuşu Misali
Hazreti Pîr’in ifadesiyle iman, mahiyetinde manevi bir tûbâ-i cennet çekirdeği taşıdığından, iman sahibi insan daha dünyada iken huzur içinde yaşar.44 Zira o, çürüyüp yok olma korkusundan, hiçliğe gitme endişesinden imanı sayesinde kurtulur. Kim ne derse desin, meseleye nasıl yaklaşırsa yaklaşsın, şurası bir gerçektir ki inanmayan bir insanın yok olmanın endişelerini kafasından ve kalbinden bütün bütün silip atması mümkün değildir. Hatta bu endişeler ve korkular yer yer insanı öyle kıvrandırır ki daha dünyadayken ona cehennem hayatı yaşatır. O insan bu sıkıntılardan kurtulmak için ise çoğu zaman kendisini zevk ü sefaya salar. Bazen kendini içkiye vererek, zaman zaman cismanî ve bedenî arzulara dalarak, bazen de uyuşturucu kullanarak yok olma, hiçliğe gitme, çürüyüp toprak hâline gelme düşüncesinin ruhlarda hâsıl ettiği endişelerden sıyrılmaya çalışır. Farklı bir tabirle çakırkeyif, serazat ve bohem bir hayat yaşayarak, akıbetini düşünmemeye, duymamaya gayret eder. Buna bir nevi kendini hipnoz etme gayreti diyebilirsiniz. Heyhat ki bütün bunlar muvakkat bir süre için insanı avutsa da hakikatte ona hiçbir faydası olmayan beyhude çırpınışlardır. Nasıl ki avcıdan saklanmak isteyen bir deve kuşunun başını kuma sokması onu avcının elinden kurtaramazsa, akıbete dair korkuları gidermek için başvurulan bu
Dipnotlar
- Bediüzzaman, Sözler, s. 16 (İkinci Söz).