İçeriğe geç

Bizim dünyamızda Hâfız, Nizamî ve Mevlâna gibi edebî düşünce ve motifleriyle tesirleri çağları aşan bir hayli insan vardır. Meselâ bugün Amerika’da, Mevlâna cemiyetleri ve Mesnevî okurları bize bizden daha sıcaklar. Bediüzzaman’ın Lemeât’ını da bu mânâda gözden geçirmekte fayda var. Bu eser, âdeta serbest şiir tarzında yazılmış gibi. Her ne kadar Lemeât’ta ifadeler ağdalı olsa da, meselelerin sunuş şekli orijinaldir. Biz millet olarak bu kültürün teknesinde yoğrulmuşuz, bu hamurun parçalarıyız. Genel ahlâk, üslûp ve anlayış da bu istikamette geliştiğinden dolayı bize yabancı kültür ve anlayışın ürünü eserlerin, hayatın dışında birtakım mırıltılardan ibaret gibi bir hâlleri var.

Bu itibarla da, değişik alanlarda olduğu gibi bu hususta da kendimizi gözden geçirmeye ihtiyaç var. Bunun için de evvelâ, hem Batı hem de Doğu edebiyatı iyi bilinmelidir. İkinci olarak, anlatımda renklilik ve zenginlik sağlanmalıdır. Bunun için kısmen de olsa buna kapı aralanmış sayılır. Mehmet Âkif, Yahya Kemal, Necip Fazıl ve Sezai Bey birer örnek olarak zikredilebilirler. Bu zatların eserleri ve Üstad’ın temsil yoluyla anlattığı hakikatler üzerinde çalışılabilir, hatta ciddî romanlar da ortaya konabilir.

Peygamberlik İddiası

Televizyonda izlediğim bir programda bir şahıs, kendisinin peygamber olduğunu iddia ediyor ve bununla alâkalı fikirlerini ortaya koyuyordu. Bu programda o şahsın ısrarla üç hata üzerinde durduğunu müşâhede ettim.

111