İçeriğe geç

Edebiyat, bir milletin ruhî yapısı, sanat telâkkisi, estetik anlayışı ve düşünce yapısını ifade eden önemli bir dinamiktir. Ne var ki inanan insanlar olarak kendi duygu ve düşünce dünyamızı başkalarına taşıma istikametinde, henüz kendimize has bir edebî düşünce geliştiremediğimiz gibi inanç felsefemizi de edebî seviyede nakış nakış işlediğimiz söylenemez. Şüphesiz taşınan elmas hükmündeki yüce ve yüksek değerlerin/değerlerimizin kıymetine yakışır bir altın kap içinde takdimi gerekmektedir. Günümüzdeki kalem erbabı, daha ziyade klâsik edebî cereyanlardan birine bağlı kalıp duygu ve düşüncelerini bu zaviyeden ifade etme darlığı içindeler. Oysaki düşüncenin kendi öz değerlerimizden nebean etmesi, tabir-i diğerle Kur’ânî bir çerçevede gelişmesi çok önemlidir. Ancak bunu söylerken klâsik edebî cereyanları bütün bütün bir tarafa bırakalım demek de istemiyorum. Çünkü onlar içinde de mutlaka alınması gerekli olan şeyler vardır. Önemli olan alınması gerekli olan şeylerin alınması, atılacak şeylerin de atılması ve kendimizi, kendimiz olarak ifade edebilmemizdir. Yoksa en büyük edebî cereyanlar dahi her şey gibi doğar, büyür, gelişir ve neticede ölürler. Ama maalesef bizdeki bazı kimseler –şüphesiz istisnaları var– hâlâ ya milimi milimine eskinin tekrarcısı ya da birer Batı mukallidi.

110