İçeriğe geç

Üçüncüsü: Önce Hz. Halid’in sonra Hz. Ali’nin Yemen’e gönderilmesi, Hz. Ali’nin irşad ve tebliğdeki performansını ispata müteveccih de olabilir. Yani Hz. Halid gibi büyük bir istidadın ki bu da onun sahabe arasındaki seçkin mevkiini daha da kuvvetlendirmiştir. Hz. Ali’nin ileride yükleneceği misyon adına böyle bir te’yide ihtiyacı vardır.

Dördüncüsü: Allah Rasûlü bilmektedir ki, o işin ehli Hz. Ali’dir. Ama, ilk anda onun gönderilmesi, bilhassa İslâm’a yeni girenlerin aklına yanlış düşünceler getirebilir ve bu tayin bir akraba kayırılması şeklinde yorumlanabilirdi. Bu ise, bir lider olarak Allah Rasûlü’nün bulunduğu durumun nezaketine muvafık olmazdı dolayısıyla da yanlış düşünce sahiplerinin mahvına sebebiyet verebilirdi. İşte bütün bunları önlemek için Allah Rasûlü, Yemen’e önce Hz. Halid’i gönderdi. O, irşad ve tebliğde, askerî sahada yakaladığı başarı baremini tutturamadı.. Ardından Hz. Ali vazifelendirildi. Bu tavzifin töhmete bulaşacak hiçbir tarafı yoktu. Zaten Hz. Ali de elde ettiği başarılarla bu ikinci tayinin isabetini ispat etmişti..

Düşünülse daha başka hikmetler de söylenebilir. İşte bütün bunlar ve bunlara benzer hikmetler içindir ki, Allah Rasûlü Hz. Halid’i Yemen’e göndermiştir.. Ve O’nun bu istihdamı hikmetler açısından gayet isabetli olmuştur.

227