Yedinci Bölüm Kur’ânî Ve Kur’ân Dışı Terbiyenin Mukayesesi
Kur’ânî ve Kur’ân Dışı Terbiyenin Mukayesesi
Bu bölümde terbiye konusunu temel itibarıyla “Kur’ân dışı terbiye, Kur’ân dışı ahlâk, Kur’ân dışı yol ve yöntem”, bir de Kur’ânî terbiye ve ahlâk “Kur’ânî yol ve yöntem” olarak ikiye ayırıyoruz.
Neslimiz ya yanlış felsefî fikirlerle, bozuk ve aşırı (extreme) akımların, felsefelerin prensipleriyle ruhsuz, gaddar ve zalim; ya da Kur’ân’ın âli prensipleri ve ilâhî düsturlarıyla aziz, ufuklu ve merhametli olma durumundadır.
Doğrusu, insanlar ne zaman Kur’ân’dan uzak ve kendi tabiatlarıyla baş başa kalmışlarsa, zayıflara, acizlere, güçsüzlere karşı hep gaddar, zalim, merhametsiz davranmış ve onların sırtından geçinmiş, onları sömürmüş, onları hor, hakir görmüş ve horlamış; güçsüz ve zayıf düştüğü zaman da zillet göstermiş, el-etek öpmüş ve en küçük bir çıkar için iki büklüm olmuş, yerlere kapanmıştır.
Kur’ân, insanı nasıl ele alır? Ferdi nasıl tanır ve tanıtır?. Ve onun nasıl olmasını ister? Bu hususları işlerken Kur’ân’ın, “Müslüman” dediği kimsenin portresini çizmeye çalışacak ve konu ile alâkalı bazı prensipleri sıralayacağız ki, bu prensipleri benimseyen ve yaşayan ferde tam Müslüman, bu Müslümanların teşkil ettiği topluma da ideal toplum diyeceğiz.
Ferdin; fert olarak ve cemaatin bir rüknü olarak, iki tür konumu söz konusudur. Her şeyden evvel cemiyetin salâhının, ferdin salâhına bağlı olduğu açıktır. Öncelikle fert maddeten ve mânen sağlıklı olmalıdır ki toplum da sıhhatli olabilsin. Ferdin sıhhati, onun akidesinin sağlamlığı, amel-i salihe bağlılığı ve muâmelâtının şer’-i şerîfe uygunluğu ile ölçülür.