Evet, insan, kâinat ve topyekün hâdiseleri gerçek sahiplerinin referansı çerçevesinde bir türlü değerlendirememe ve yanlış mânâlandırma sonucu her şeyi tabiat ve esbaba bağlayan, en açık şeyleri bile anlaşılmaz hâle getiren, ifadeleri gayet vâzıh kâinat kitabını, dizaynı olabildiğine mükemmel dünya sarayını ve o kitabın okuyucusu, sarayın da nezaretçisi sayılan insanı gayesiz gören ve gösteren bizlerdik. Bizler, hiçbir şeyi temelde doğru yorumlayamadığımız gibi, varlığın mâverâsını da bir türlü göremedik; dolayısıyla da, eşya ve tabiat adına hilâf-ı vâki bir sürü yorumda bulunduk. Ne varlığı analitik bir mülâhaza ile ele alabildik, ne de varlık ötesi gerçeklerle alâkalı tutarlı bir şey söyleyebildik. Yanlış gördük, yanlış değerlendirdik ve yanlış sonuçlar karşısında hep apışıp kaldık. Derken, bu zincirleme hatalarla sürekli zincirleme günahlara girdik.. cezasını geri kalmışlıkla, fakirlikle, türlü türlü iftiraklarla çekeceğimiz zincirleme günahlara.