İçeriğe geç

Küçük bir çıkar karşılığı rüşvete, gaspa “hediye” diyen kapkara ruhlara acıyorum.. “Varsın çalsınlar!” türünden zift beyanlarla çizgi kayması yaşayanlara acıyorum.. bir zamanlar takdirle göklere çıkardıklarını, üç-beş günlük bir dünyevî pâye elde etmek için yerin dibine batıran bukalemunlara acıyorum.. meşru, gayr-ı meşru elde ettiği imkân ve pâyeleri kaçıracağı endişesiyle yalana “doğru”, doğruya da “yalan” diyen hak-hakikat bilmez bednamlara acıyorum.. Haçlıların yapmadığı mezâlimi görmezlikten gelerek dünyaya tapan dünyaperestlere acıyorum.. kalemlerini başkalarını karalama istikametinde kullanan ve bu mesâvîye “harp stratejisi” diyen münafıklara acıyorum…

Olup biten bunca mezâlimi, hüsn-ü zan yanılgısı olarak kitlelere anlatamadığımdan dolayı kendime de acıyorum.. hep mırıldanıp durduğum, “Gönül her zaman arar durur bir yâr-ı sadık, / Bazen de sadık dedikleri çıkar münafık!” hakikatini kulak ardı edip herkesi yâr sandığımdan dolayı kendime acıyorum.. farkına varamayıp beş-on ehl-i nifâkın imanına kandığımdan ötürü içimde derin derin acı hissediyorum ve sızlanıyorum.. “Hüsn-ü zan, adem-i itimat” denmişti; bu disipline uyamayıp hüsn-ü zanna yenik düştüğümden dolayı içten içe hayıflanıyor ve sinemde acılar hissediyorum…

“Maziye ve mesâibe kader açısından bakmak lazım.” deyip teselli olmaya çalışıyorum ama olup bitenlere karşı Kur’ânî çizgide bir tavır alamadığımdan dolayı da içim sızlıyor ve kendimi acınacak durumda hissediyorum.. çok erken dönemde dalga dalga mezâlim ve mesâvi şerareleri düşünce atmosferime çarptığı hâlde, Hakk’ın sıyanet seralarına sika ufku itibarıyla sığınamadığımdan ötürü levm ediyorum kendimi ve acılarla kıvranıyorum.

127