Müslümanların Vesayet Altına Girmesi En Büyük Âfet
Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) duanın devamında, وَآثِرْناَ وَلاَ تُؤْثِرْ عَلَيْناَ diyor. Bunun mânâsı da, “Allah’ım! Tercih edeceksen bizi tercih buyur ve kimseyi bizim üzerimize tercih etme!” demektir. Bu ifadeyi biraz daha açacak olursak Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem), Cenab-ı Hak’tan, başkalarının gelip ümmet-i Muhammed’in üzerine hâkim olmasına, onu gütmesine, vesayeti altına almasına fırsat vermemesini istiyor.
Allah’ın (celle celâluhu) başkalarını bize tercih etmesi değişik şekillerde olabilir. Mesela biz, kulluğun hakkını veremez, emanete riayet edemez ve dinden gerisin geriye dönersek Allah da devletler muvazenesinde bizi götürüp yerimize başkalarını getirebilir. Bu yüzden Allah’tan (celle celâluhu) O’nun nezd-i ulûhiyetinde makbul olan insanların vasıflarına sahip olmayı istemeliyiz. “Allah’ım, bize bedel başkalarını getirme! Burada neyin yapılmasını murad buyuruyorsan, bizimle yap!” demeliyiz. Çünkü O’nun bizi kaldırıp partal bir eşya gibi bir yere atması ve bizim yerimize başkalarını getirmesi, bizi kendi kıymetsizliğimize mahkûm etme demektir.
İmtihanın Diğer Bir Nevi: Adam Kayırmacılık
Öte yandan tercih edilmenin olumsuz bir şekli olan adam kayırma hakkında Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) bir hadis-i şeriflerinde,