İçeriğe geç

Bir mü’minin, hidayetten ve hidayet rehberi sayılan Kur’ân ve Sünnet’ten tam istifadesi işte bu seviyedeki bir takvaya bağlıdır. Bu açıdan bakıldığında hidayet ile takva âdeta ikiz kardeş gibidir. Takvaya ulaşma hidayete bağlı olduğu gibi, Kur’ân ve Sünnet’in ortaya koyduğu sistemi doğru anlama, onun ruhunu, ulviyet ve azametini kavrama da takvada derinleşmekle mümkündür.

3.İffet

Duada üçüncü olarak zikredilen iffet ise, insanın namusunu koruma konusunda hassas yaşaması, gözünün bağını iyi kullanması, kulağına mukayyet olması, dilini gerektiği yerde kullanması, kimseye el açmaması, hâsılı her hâlinde ve fiilinde haya ve edep dairesinde bulunması demektir. Eğer fertler iffetli olursa, toplum da iffetli olacaktır. Yoksa fertleri günahkârlardan oluşan bir toplum iffetli olamaz. İffetini kaybeden bir toplumda ise hırsızlık, kapkaç, rüşvet, yalan ve hortumlama gibi türlü türlü mefsedet ve mesâviler baş gösterir. Küçükler küçükçe, büyükler de büyükçe çalıp çırpmaya, hırsızlık ve yolsuzluk yapmaya başlar.

Kur’ân-ı Kerim, bir âyet-i kerimede iffet kahramanlarını يَحْسَبُهُمُ الْجَاهِلُ أَغْنِيَۤاءَ مِنَ التَّعَفُّفِ تَعْرِفُهُمْ بِسِيمَاهُمْ لَا يَسْأَلُونَ النَّاسَ إِلْحَافًا “İffet konusunda olabildiğine hassas hareket ettiklerinden ötü­rü, onların gerçek hâllerini bilmeyenler, onları zengin sanırlar. Ey Resûlüm! Sen onları simalarından tanırsın. Onlar yüz­süz­lük ederek halktan bir şey istemezler.”39 ifadeleriyle onların, aç-susuz, yurtsuz-yuvasız kalma pahasına yine de tekeffüf ve tese’ülde (el açıp dilencilik yapma) bulunmadıklarını haber vermiştir ki, hakikaten alınlarından öpülesi insanlardır onlar. Bununla beraber şunu da ifade etmeliyiz ki İslâm, muhtaç durumda bulunan insanların, bellerini doğrultacak kadar başkalarından bir şey istemelerine cevaz vermiştir.

4.Gınâ

74