İçeriğe geç

Peygamberlerin sahip olduğu hidayet sıfatıyla alâkalı üzerinde durulması gereken ayrı bir husus da şudur: Şûra Sûre­si’nde, وَإِنَّكَ لَتَهْدِۤي إِلٰى صِرَاطٍ مُسْتَقِيمٍ “Sen gerçekten insanları doğru yola hidayet edersin.”38 buyrulmak suretiyle, kendisi hidayet üzere olan Allah Resûlü’nün, aynı zamanda bu konuda bir rehber olduğu ifade buyrulmuştur. Hidayette olan peygamberler, Allah’ın (celle celâluhu) izniyle, aynı zamanda insanları da hidayete sevk eder, bu konuda insanlara rehberlik yapar, yol gösterir, onların önünü açar ve onları hidayetle tanıştırırlar. Cihad ve irşad konusundaki genel tariflerimiz çerçevesinde ifade edecek olursak onlar, insanlarla Allah arasındaki engelleri bertaraf ederek kalblerin Allah’la buluşmasını sağlarlar. Elbette ki ilâhî nurun, muhatapların içinde bir meşale hâlinde yanması Allah’a ait bir icraat-ı sübhaniyedir.

2.Takva

Rehber-i Ekmel Efendimiz’in (aleyhi elfü elfi salâtin ve se­lâm) duasında ikinci husus olarak zikredilen “takva”yı, “Al­lah’ın (celle celâluhu) emirlerini yerine getirip haramları ve kebâiri (büyük günahlar) terk ederek O’nun gazabı ve azabından korunma cehdi” olarak tarif edebiliriz. Vâkıa, hidayette dereceler olduğu gibi takvada da dereceler vardır. Başta, farzları yapıp, haramlar ve kebâirden kaçınmak ile girilen yer, takvanın koridorudur. Daha sonra şüpheli şeylerden uzak durup haramların semtine sokulmamakla takva kapısından içeriye adım atılır. Ardından bir kısım mubahları, “şüphelidir” mülâhazasıyla terk etmek suretiyle de asıl takvaya ulaşılmış olunur. Ayrıca kâmil mânâda takvanın ancak şeriat prensiplerini kemal-i hassasiyetle yerine getirme gayretiyle beraber şeriat-ı fıtriye kanunları dediğimiz Cenab-ı Hakk’ın kâinatta koymuş olduğu kanunlara riayetle elde edileceğinin de unutulmaması gerekir.

73