Üçüncüsü: Bu sûre Mekke’de nazil oldu. Ebû Leheb ise Bedir Muharebesinin hemen ardından öldü. Demek ki ortada gayba ait bir haber verme bahis mevzuuydu. Ebû Leheb ve karısı kâfir olarak gidecekti ve Kur’ân ne dediyse aynen tahakkuk etti. Nasıl Allah Resûlü, Bedir’de ölecek Kureyş’in ileri gelenlerinin yerlerini göstermiş ve her biri gösterdiği yerde öldürülmüştü ve böyle bir ihbar bu mü’minlerin kuvve-i mâneviyesini takviye etmişti. Ebû Leheb’in de o şekilde ölmesi inananların kuvve-i mâneviyelerini takviye ediyor, âdeta onları daha da uyarıyor ve “Dikkat edin!” diyordu. Zira Kur’ân’ın vaad ettiği her şey oluyordu. Ortada bir zafer vaadi vardı, demek ki o da olacaktı. Bir avuç Müslüman’a herkesin düşman kesildiği bir devrede, bu gibi takviyeler hiç de küçümsenecek şeyler değildi. Aksine doğurduğu müsbet netice itibarıyla bir bakıma şarttı ve zorunluydu.