İçeriğe geç

Ebû Talip Allah Resûlü’nü bu derece sıyanet edip korurken diğer bir amcası olan Ebû Leheb, O’na her türlü işkenceyi reva görüyordu. Allah Resûlü kabile kabile geziyor ve hak din olan İslâm’ı anlatıyor, insanları bu dine davet ediyor; O’nu bir gölge gibi takip eden kızıl saçlı ve kızıl suratlı bir başkası da durmadan O’nu yalanlamaya çalışıyordu ve işte bu adam Ebû Leheb’in ta kendisiydi.

Kabile ve soy olarak O’na en uzaklar en erken gelip Allah Resûlü’ne karabet ve yakınlık kurmaya gayret ederken, o aksine uzaklaşmayı âdeta kendine bir vazife biliyordu. Nasıl bir kördü ki, yanında doğan ve yükselen Nur Menbaı bir Güneşi görmüyordu.

Şimdi böyle bir insana Kur’ân’ın “Elleri kurusun!”4 demesi hak ve maslahat değil midir? Ona böyle denmeseydi milyarlarca inanan insanın hukuku zayi olmayacak mıydı? Böyle bir anlayış, Kur’ân’ın hikmet ve maslahat dolu üslûbuyla nasıl telif edilirdi?

132