Aslında O’nun peygamberliği, peygamber olarak gönderildiği günden itibaren, dünyanın dört bir yanında duyulmuş ve hüsnü kabul görmüş; sunduğu mesajlar, Merâkeş’ten Mâveraünnehir’e kadar geniş bir sahada tesir icra etmiş ve hayata hayat olmuş; Allah’tan getirip vaz’ettiği kanunlar asırlar boyu pek çok İslâm devleti tarafından benimsenip tatbik edilmiş ve beşere sunduğu esaslar, daima hayatla içli-dışlı, düşüncenin önünde, ilimlere rehber, düşünce ve araştırmanın teşvikçisi olmuş ve hele, asırlardan beri İslâm düşmanlarının bunca baskı, tecavüz ve tahriplerine rağmen O’nun getirdiği esasların hâlâ her yerde taze, yeni ve aranır olması; günümüzde dahi binlerce ilim adamı ve düşünürce, insanlığın yeniden fethedilmesinin ancak O’nun getirdiği ruh ve esaslarla mümkün olacağında ittifak edilmesi, O’nun âlemşümul (evrensel) peygamberliğine bir değil, binlerce delil mahiyetindedir.
Hâsılı, peygamberliğini dünyanın dört bir yanına duyurmak maksadıyla, bütün muteber hadis ve siyer kitaplarının belirttiği üzere, Roma imparatoru Heraklius’tan21, Mısır kralı Mukavkıs’a22, İran’ın Kisra’sından23, Habeş Necâşî’sine24 kadar nâmeler gönderip Hak dine davet ettiği o ilk günden asrımıza kadar O hep bir cihan peygamberi olarak kendisini tanıtmış, getirdiği dinî esasların, beşerin büyük bir kısmı tarafından hüsnü kabul görmesi de O’nun öyle olduğunu ispatlamıştır. Artık aksine ihtimal verilmeyen böyle bir mevzuda yeni yeni şüpheler üretmek, kin, garaz ve haset eseri olsa gerek.
Dipnotlar
- 21 Buhârî, bed’ü’l-vahy 16; Müslim, cihad 74.
- 22 İbn Kesîr, el-Bidâye ve’n-nihâye 5/324.
- 23 Buhârî, ilim 7; Ahmed İbn Hanbel, el-Müsned 1/423.
- 24 İbn Kesîr, el-Bidâye ve’n-nihâye 3/104.