1. Sâd sûresinde “O Kur’ân bütün âlemlere öğüttür.”12 diyerek, Peygamberimiz’in bütün insanlığı uyarmakla vazifeli olarak gönderildiği ihtar edilmektedir.
2. Yâsîn sûresinde daha açık bir ifadeyle “Bu Kur’ân Hazreti Muhammed’e verildi ki, hayatta olan herkesi uyarsın ve inkâr edenlere de azap hükmü hak olsun.”13 ferman ederek, O’nun peygamberliğinin, ins-cin yaşayan herkese şamil olduğunu ve ne suretle olursa olsun O’na muarazanın da küfür ve nankörlük sayılacağını apaçık anlatmaktadır.
3. Sebe sûresinin “Biz seni ancak, topyekün insanlığa bir müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Ne var ki insanların çoğu bilmiyorlar.”14 mealindeki âyetiyle…
4. A’raf sûresinin, “De ki: Ey insanlar, ben sizin hepinize, göklerin ve yerin sahibi olan Allah’ın elçisiyim.”15 mealindeki âyetleri ise, O’nun bir cihan peygamberi olduğunu, Hak tarafından bütün beşere gönderilmiş bulunduğunu apaçık ifade etmektedir. İş böyle iken, ciddî hiçbir şeye dayanmadan, kalkıp O’nun peygamberliğini zaman ve mekân itibarıyla dar bir muhite sıkıştırıp, O’nu da sadece kendi devrine mahsus görüp göstermek gibi iddiaların mânâsını anlamak oldukça zordur.
Dipnotlar
- 12 Sâd sûresi, 38/87.
- 13 Yâsîn sûresi, 36/70.
- 14 Sebe sûresi, 34/28.
- 15 A’râf sûresi, 7/158.