Temessül ve misalî levhalar, Muhyiddin İbn Arabî Hazretleri gibi, İmam Rabbânî Hazretleri ve “Hüccetullahi’l-Bâliğa” sahibi Şah Veliyyullah Dihlevî Hazretleri tarafından kabul görüp sık sık başvurulan bir mevzu ve bir gerçektir. Temessül, Kur’ân-ı Kerim’de: “(Melek, Meryem Validemizin yanına gelince) müstakîm, görkemli bir erkek suretinde temessül etti.”3 âyetiyle ele alınır ve anlatılır. Melek, Allah’ın nurdan yarattığı bir varlıktır. Kendi şeklinde göründüğü, görünebildiği gibi başka şekillerde de görünebilir. Onun, asıl şeklinin dışındaki bütün görünme şekillerine “temessül” diyoruz. Yani belli bir hâle ait, belli bir zatın belli bir keyfiyetini veya Cenâb-ı Hakk’ın icraatına ait herhangi bir şeyi temsil ediyor demektir. Meselâ, yerinde Efendimiz’e (sallallâhu aleyhi ve sellem) vahyi getirmeye has bir keyfiyetle geliyor ve o vazifede bir hakikati temsil ediyor. Yerinde bir muharibi temsil ediyor. Meselâ, Ahzâb Vak’ası’ndan sonra Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) Benî Kurayza’ya gideceği zaman, Cebrâil (aleyhisselâm) bir muharip kıyafetinde gelmişti. Üstü başı toz toprak içindeydi. Bu vak’a münasebetiyle Âişe Validemiz diyor ki: “Sütreyi sıyırdım; Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) yanında birisi vardı ve Efendimiz’le konuşuyordu. Diyordu ki: “Yâ Muhammed! Siz zırhlarınızı, miğferlerinizi çıkardınız mı? Biz melekler tayfası henüz çıkarmadık. Namaz, falan yerde kılınacak…”4 Bir başka sefer, Dihye sûretinde gelmiş ve Efendimiz’e (sallallâhu aleyhi ve sellem) vahyi getirmişti…5 Bunun gibi melek hangi vazife ile Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) huzuruna gelirse o vazifenin keyfiyetine göre temessül ederdi. Şayet, başkalarının başına ateş saçacaksa, ona göre bir keyfiyet ve bir şekil alırdı…
Dipnotlar
- 3 Meryem sûresi, 19/17.
- 4 Buhârî, cihad 18; meğâzî 30; Müslim, cihad 65.
- 5 Buhârî, iman 37; Müslim, iman 271; menâkıb 27.