اَللّٰهُمَّ تَحْقِيرَ أَعْدَائِنَا تُغْنِينَا بِهِ عَنْ تَحْقِيرِ مَنْ سِوَاكَ (١٢١)
Haksızca düşmanlığı meslek haline getirenleri başkalarının hor ve hakir hale getirmelerine ihtiyaç bırakmayacak şekilde Sen hor ve hakir hale getir Allahım!
اَللّٰهُمَّ تَحْقِيرَ أَعْدَائِنَا تُغْنِينَا بِهِ عَنْ تَحْقِيرِ مَنْ سِوَاكَ (١٢١)
Haksızca düşmanlığı meslek haline getirenleri başkalarının hor ve hakir hale getirmelerine ihtiyaç bırakmayacak şekilde Sen hor ve hakir hale getir Allahım!
اَللّٰهُمَّ تَذْلِيلَ أَعْدَائِنَا تُغْنِينَا بِهِ عَنْ تَذْلِيلِ مَنْ سِوَاكَ (١٢٢)
Düşmanlık yapanları başkalarının zelil eylemesine ihtiyaç bırakmayacak şekilde Sen zillete maruz bırak Allahım!
اَللّٰهُمَّ تَنْكِيلًا بِأَعْدَائِنَا تُغْنِينَا بِهِ عَنْ تَنْكِيلِ مَنْ سِوَاكَ (١٢٣)
Düşmanlarımızı başkalarının cezalandırmasına ihtiyaç bırakmayacak şekilde Sen cezalandır Allahım!
اَللّٰهُمَّ إِبَادَةَ أَعْدَائِنَا تُغْنِينَا بِهَا عَنْ إِبَادَةِ مَنْ سِوَاكَ (١٢٤)
Başkalarının yok etmesine ihtiyaç bırakmayacak şekilde, bize düşmanlık yapanları Sen yok et Allahım!
اَللّٰهُمَّ مُقَابَلَةَ مَكْرِ أَعْدَائِنَا تُغْنِينَا بِهَا عَنْ مُقَابَلَةِ مَنْ سِوَاكَ (١٢٥)
Düşmanlarımızın tuzak ve planlarına başkalarının mukâbelede bulunmasından bizi müstağni kılacağın şekilde Sen mukâbelede bulun Allahım!
اَللّٰهُمَّ مُقَابَلَةَ كَيْدِ أَعْدَائِنَا تُغْنِينَا بِهَا عَنْ مُقَابَلَةِ مَنْ سِوَاكَ (١٢٦)
Düşmanlarımızın hile ve desîselerine başkalarının karşılık vermesinden bizi müstağni kılacağın şekilde Sen mukâbelede bulun Allahım!
اَللّٰهُمَّ مُقَابَلَةَ خِيَانَةِ أَعْدَائِنَا تُغْنِينَا بِهَا عَنْ مُقَابَلَةِ مَنْ سِوَاكَ (١٢٧)
Düşmanlarımızın hıyanetlerine başkalarının karşılık vermesinden bizi müstağni kılacağın şekilde Sen mukâbelede bulun Allahım!
اَللّٰهُمَّ مُقَابَلَةَ اتِّهَامِ أَعْدَائِنَا بِالضَّلاَلَةِ تُغْنِينَا بِهَا عَنْ مُقَابَلَةِ مَنْ سِوَاكَ (١٢٨)
Düşmanlıkla oturup kalkan hasımlarımızın bizi “dalalet” ile itham etmelerine başkalarının mukâbelede bulunmasından bizi müstağni kılacağın şekilde Sen mukâbelede bulun Allahım!
اَللّٰهُمَّ مُقَابَلَةَ اتِّهَامِ أَعْدَائِنَا بِالْإِرْتِدَادِ تُغْنِينَا بِهَا عَنْ مُقَابَلَةِ مَنْ سِوَاكَ (١٢٩)
Düşmanlıkla oturup kalkan hasımlarımızın bizim hakkımızda “irtidat” ile ithamda bulunmalarına başkalarının karşılık vermesine ihtiyaç bırakmayacak şekilde Sen mukâbelede bulun Allahım!
اَللّٰهُمَّ قَهْرَ وَتَدْمِيرَ أَعْدَائِنَا تُغْنِينَا بِهِمَا عَنْ قَهْرِ وَتَدْمِيرِ مَنْ سِوَاكَ (١٣٠)
Bize karşı adâveti yol haline getirmiş hasımlarımızı, başkalarının kahr u tedmîr etmesinden bizi müstağni kılacağın keyfiyette Sen kahr u tedmîr eyle; Sen onları yerle bir et Allahım!